This page contains a Flash digital edition of a book.
K


endimi çok disipline edip bir kaç defa bu dergilerden almışlığım ve odamda herkesin görebileceği yerlere


gururla yerleştirmişliğim var. Sanki bir görevmiş, normal bir kız olmak için mutlaka takip edilmesi gereken yayınlarmış ve eğer düzenli tüketmezsem sakalım bıyığım ve bazı uzuvlarım çıkacakmış gibi endişe ederdim. Ama sonra yine unuturdum. Çünkü, kendime itiraf edemesem de, aslında istemiyordum, içerikten sıkılıyordum ve ilgilenmiyordum; hatta beni az da olsa heyecanlandırabilen tek şey derginin içinden çıkan o fondöten eşantiyonu oluyordu hep. Tabi ki o ışıltılı fotoğrafl ara bakıp benim de herkes gibi gözlerim kamaşıyordu, ama o his de ilk 100 sayfa sonra artık fena sıkıyordu.


O


ışıl ışıl ve prestijli moda dergilerinin, tıpkı eskiden içinden


patron çıkan dikiş nakış dergileri gibi gözden düşüp bir-bir yok olacağı gün hızla yaklaşıyor. Son birkaç yıldır olduğu gibi, bu yıl da moda dergilerinin satışları -%20 ’lere varan oranlarda düşüş yaşadı.


O ışıl ışıl ve prestijli moda dergilerinin, tıpkı eskiden içinden patron çıkan dikiş nakış dergileri gibi gözden düşüp bir- bir yok olacağı gün hızla yaklaşıyor. Son birkaç yıldır olduğu gibi, bu yıl da moda dergilerinin satışları -%20’lere varan oranlarda düşüş yaşadı. Bu düşüşte, aynı içeriğe internetten de ulaşıla bilinmesinin etkisi olsa da, durum teknolojik değişimden çok, kültürel değişimden kaynaklanıyor. Son röportajlarından birinde İngilterenin tasarım kraliçesi, Vivienne Westwoon diyor ki: “Moda dergilerine hiç bakmıyorum bile. Onları inanılmaz derecede sıkıcı buluyorum. En son okuyacağım şey bir moda dergisi.” Artık yeni medyanın, blog yazarlarının ve sosyal medyanın modası avantgardı belirliyor. İnsanlar gerçek insanların ne giydiğine bakıyor, sokak modası ve kişisel stiller ilgi çekiyor. Kimsenin artık, tek derdi reklam almak olan ve kendi inşaa ettikleri fi l dişi kulelerde yaşayan o statükocu moda dergilerine ihtiyacı yok.


Ben de yıllardır bu dergilere hiç para vermiyorum. Yılda en fazla iki kere gittiğim ve bana ziyadesiyle “kıl” olan kuaförümde


Page 1  |  Page 2  |  Page 3  |  Page 4  |  Page 5  |  Page 6  |  Page 7  |  Page 8  |  Page 9  |  Page 10  |  Page 11  |  Page 12  |  Page 13  |  Page 14  |  Page 15  |  Page 16  |  Page 17  |  Page 18  |  Page 19  |  Page 20  |  Page 21  |  Page 22  |  Page 23  |  Page 24  |  Page 25  |  Page 26  |  Page 27  |  Page 28  |  Page 29  |  Page 30  |  Page 31  |  Page 32  |  Page 33  |  Page 34  |  Page 35  |  Page 36  |  Page 37  |  Page 38  |  Page 39  |  Page 40  |  Page 41  |  Page 42  |  Page 43  |  Page 44  |  Page 45  |  Page 46  |  Page 47  |  Page 48  |  Page 49  |  Page 50  |  Page 51  |  Page 52  |  Page 53  |  Page 54  |  Page 55  |  Page 56  |  Page 57  |  Page 58  |  Page 59  |  Page 60  |  Page 61  |  Page 62  |  Page 63  |  Page 64  |  Page 65  |  Page 66  |  Page 67  |  Page 68  |  Page 69  |  Page 70  |  Page 71  |  Page 72  |  Page 73  |  Page 74  |  Page 75  |  Page 76  |  Page 77  |  Page 78  |  Page 79  |  Page 80  |  Page 81  |  Page 82  |  Page 83  |  Page 84  |  Page 85  |  Page 86  |  Page 87  |  Page 88  |  Page 89  |  Page 90  |  Page 91  |  Page 92  |  Page 93  |  Page 94  |  Page 95  |  Page 96  |  Page 97  |  Page 98  |  Page 99  |  Page 100  |  Page 101  |  Page 102  |  Page 103  |  Page 104  |  Page 105  |  Page 106  |  Page 107  |  Page 108