This page contains a Flash digital edition of a book.
T


ürkiye’nin doğusunda ve adı konulmamış bir


savaşın coğrafyasında geçirmiş biri olarak, her ne kadar sıkça görüp yaşadığım, güçlü olanın olağan ve keyfi uygulamalarının en hafi f hallerinden bu durumla, bir savaşın izleriyle büyümüş duyguları yeniden yaşamış olmak ilerleyen günlerde de bilincimin yüzeyine çıkan bu kötü anılarla beni etkilemeye devam edecekse de şu an sadece, işgal edilmiş bir gemi sıkıntısına bürünmüş gemimizdeki normal yaşantımıza dönmeyi bekliyor, susuyor, sorgu başladığındaysa cevaplar veriyoruz…


askerlerin gemiye çıkmasıyla başımızda bekleyen silahlı askerlerin de gergin ve sıkıntılı(belki korkulu) bekleyişleri, hepimizin üzerlerinden toplanan cep telefonları, fotoğraf ya da görüntü kaydı sağlayacak tüm cihazların toplanması, yaşam mahallinde başlayan aramalar, hepimizin canını sıkıyor. 80’li ve 90’lı yıllarını Türkiye’nin doğusunda ve adı konulmamış bir savaşın coğrafyasında geçirmiş biri olarak, her ne kadar sıkça görüp yaşadığım, güçlü olanın olağan ve keyfi uygulamalarının en hafi f hallerinden bu durumla, bir savaşın izleriyle büyümüş duyguları yeniden yaşamış olmak ilerleyen günlerde de bilincimin yüzeyine çıkan bu kötü anılarla beni etkilemeye devam edecekse de şu an sadece, işgal edilmiş bir gemi sıkıntısına bürünmüş gemimizdeki normal yaşantımıza dönmeyi bekliyor, susuyor, sorgu başladığındaysa cevaplar veriyoruz… aklımıza dahi gelmeyecek sorular ve detaylarla işgal edilen zamanımız, son günlerde Türkiye- İsrail arasında yaşanan diplomatik kriz ile mi ilgili tam olarak bilemesem de, her coğrafyada “öteki”leştirilen, mağdur edilen, acılar yaratan ve yaralar açan gerçeklerden ve savaşlardan her defasında biraz daha eksilerek çıktığımızı benden başka kim hissediyor gemide, bilmiyorum… Sonunda aramalar ve sorgular bitiyor saatler sonra. Güneş altında beklemekten kıpkırmızı yüzlerimiz, kırılan insanlık onurumuz, incinen ve deşilen anılarımızla yaşam mahalline dönüyoruz. Herkesin aklında ve algısında farklı izler ve anlamlarla anıya dönüşecek bu saatlerin aynasında ben; karanlığı devirecek bir söz, ya da kendini büyütecek bir cümlenin onarıcı ışığına sığınarak ilerlemeye çalışırken, aklıma, boğazıma ve yüreğime düğümlenip kalmış, nefes almamın, düşünmemin ve hissetmemin önüne geçmiş bir geçmiş


Page 1  |  Page 2  |  Page 3  |  Page 4  |  Page 5  |  Page 6  |  Page 7  |  Page 8  |  Page 9  |  Page 10  |  Page 11  |  Page 12  |  Page 13  |  Page 14  |  Page 15  |  Page 16  |  Page 17  |  Page 18  |  Page 19  |  Page 20  |  Page 21  |  Page 22  |  Page 23  |  Page 24  |  Page 25  |  Page 26  |  Page 27  |  Page 28  |  Page 29  |  Page 30  |  Page 31  |  Page 32  |  Page 33  |  Page 34  |  Page 35  |  Page 36  |  Page 37  |  Page 38  |  Page 39  |  Page 40  |  Page 41  |  Page 42  |  Page 43  |  Page 44  |  Page 45  |  Page 46  |  Page 47  |  Page 48  |  Page 49  |  Page 50  |  Page 51  |  Page 52  |  Page 53  |  Page 54  |  Page 55  |  Page 56  |  Page 57  |  Page 58  |  Page 59  |  Page 60  |  Page 61  |  Page 62  |  Page 63  |  Page 64  |  Page 65  |  Page 66  |  Page 67  |  Page 68  |  Page 69  |  Page 70  |  Page 71  |  Page 72  |  Page 73  |  Page 74  |  Page 75  |  Page 76  |  Page 77  |  Page 78  |  Page 79  |  Page 80  |  Page 81  |  Page 82  |  Page 83  |  Page 84  |  Page 85  |  Page 86  |  Page 87  |  Page 88  |  Page 89  |  Page 90  |  Page 91  |  Page 92  |  Page 93  |  Page 94  |  Page 95  |  Page 96  |  Page 97  |  Page 98  |  Page 99  |  Page 100  |  Page 101  |  Page 102  |  Page 103  |  Page 104  |  Page 105  |  Page 106  |  Page 107  |  Page 108