This page contains a Flash digital edition of a book.
4


“SENİN İÇİN OLYMPOS’UN TAHTINDAN VAZGEÇSEM BANA GÖNLÜNÜN TAHTINI AÇAR MISIN?”


Yazan: Yeşim Dizdaroğlu


Z


eus‘u alt eden Asopos’un kızı Sinope, 7–17 Eylül tarihleri arasında gerçekleştirilen “Geleceği


Biriktirmek” etkinliğiyle bir sınavdan daha geçti. Sınav zordu, çünkü onun toprağından suyundan beslenen yok olan zeytin ağaçlarının üzerine kurulu betondan şehirde, eski mezarlıkları, kale surları suya eğilip ağlarken, bir avuç insan, deli dalgaların kale duvarlarına vurduğu cezaevinde bir araya gelmiş, onun geleceğinden bahsediyordu. Bir kentin geleceğini belirleyen nedir? İçindeki insanlar mı, yok olan konakları mı, denizinin fırtına öncesi rengi, rüzgârın hızı mı? Yoksa kentten geçen ve giden politikacılar, yöneticiler, bakanlar, bürokratlar mı? Bir fıçıda yaşayan, insanın erdemin peşinden gitmesi gerektiğini söyleyen Diyojen mi? Sarayını Sinop’a kuran, kentini kültür merkezi yapan ve 22 dil konuştuğu rivayet edilen Mithridates mi? Yoksa onu Romalılara teslim etmek isteyen oğlu mu? Sinope’nin kıyılarına zorbalıkla beton binaları kuranlar mı? Çöpünü kale surlarından zenginliğinin temeli olan denizine boşaltan Sinoplular mı? Kim karar verir tanrıların tanrısı


Zeus’un bile baş edemediği bir kentin özgürlüğünün sınırlarına?


Kent kent olmayı öğrendiği anda kendine ait yaşam kültürünü de şekillendirir, bir çeşit organizma gibi yaşamaya başlar. Evlere sokaklara önce su gider, suyun paylaşıldığı yerlerde sebillerde buluşur insanlar, ekinler hasat zamanı toplanır, kışlıklar birlikte hazırlanır. Birlikte sofralar kurulur, mahallelere çocuk sesleri can verir, düğünlerde oyunlar oynanır yemekler yenir, cenazelerde gözyaşı döker komşular, analar, babalar, çocuklar... Kentin sokak lambaları olur, Arnavut kaldırımlarına düşer gölgeleri ve kentin sokaklarında yine sabah olur.


Kentin kimliğinin oluşması ise daha uzun bir yolculuktur. Kimliği, coğrafyasıyla şekillenmiş kentte yaşayan insanlar da tıpkı kentin havası, suyu, toprağı gibi şekillenirler… Birbirinden çok farklı ve özgün olurken birbirlerini tamamlayan ortak yaşamın parçası da olurlar… Peki, nedir bizi birbirimize bağlayan ortak yaşam değerlerimiz?


“Geleceği Biriktirmek Kent Akademisi”


kapsamında öncelikle Sinopluların ortak yaşam kültürünün sınırlarının birlikte belirlenmesi için bir dizi sunum ve çalıştay yapıldı. Amaç, kent kimliğini oluşturan ortak değerlerin tespit edilmesiydi. Böyle bir ihtiyacın temelinde aslında parçalanan, koparılan, ayrıştırılan, unutturulan ortak yaşam kültürümüzün çığlığı var. Günümüzde insanları bir araya getiren kentler insanları birbirinden uzaklaştıran mekânlara dönüşüyor… Baş döndürücü bir hızla hareket eden küresel ekonomi, kentleri ürettikleri ve güçlerinin yettiği noktaya kadar zorluyor hatta çoğunlukla eritip tüketiyor. Akıl üreten, iş üreten, emeğini koruyan ve farklılığını ortaya koyan kentlere ise daha dikkatli ve temkinli yaklaşıyor, onunla uzlaşmaya diyaloğa girmeyi tercih ediyor. Bunun ortak yaşam kültürü ile ne bağlantısı var diyebilirsiniz. Aslında işin özünde bizi biz yapan değerler var. Bizi şekillendiren, kenti kimlikli kılan içindeki insanlardır. Öyleyse bir kentin kendini savunabilmesi, koruyabilmesi ve ayakta kalabilmesi için o kentin kimliğini özümsemiş ve farklılığının bilincinde olan insanların varlığı önemlidir. Kent akademisinde beş gün boyunca tartışılan ortak değerler Sinop kent


YEŞİM DİZDAROĞLU


İllüstrasyon: Yeşim Dizdaroğlu


Page 1  |  Page 2  |  Page 3  |  Page 4  |  Page 5  |  Page 6  |  Page 7  |  Page 8  |  Page 9  |  Page 10  |  Page 11  |  Page 12  |  Page 13  |  Page 14  |  Page 15  |  Page 16  |  Page 17  |  Page 18  |  Page 19  |  Page 20  |  Page 21  |  Page 22  |  Page 23  |  Page 24