This page contains a Flash digital edition of a book.
21


Küçük’ün hevesle, istekle, sevgiyle verdiği katkıyı anmadan geçemem. Dans performanslarının prova sürecinin, bu alanda eğitim almışlarla en az 1-2 ay gerektirdiği göz önüne alınırsa: çok sınırlı bir süre olan 8-9 provalık bir çalışma sürecinde ortak çaba ile oluşan sinerji bedenlerimize yansıdı, beden diliyle anlatıma/iletişime dönüştü. Bu çalışma için ön araştırma yaparken


Sinop’a dair halk kültürü, dans, türkü, efsane vb. verilerin kısıtlı oluşu dikkatimi çekmişti. Bu konuya dair Güzel Sanatlar Lisesi müdür sayın Burhanettin Tunç’un ilgi çekici sunumunda dile getirdikleri de bu konudaki gözlemimi pekiştirdi.


? Bir sanatçı olarak bize kısaca Sinop dışındaki dünyanızdan, işlerinizden bahseder misiniz?


M.S.A. 1974-1984 yılları arasında Ankara Devlet Balesi’nde bale sanatçısı olarak çalıştım. O süreçte sahnelenen klasik bale ve modern dans eserlerinde corps de balet ve solist olarak dans ettim. 1984 yılından bu yana Hacettepe üniversitesi Ankara Devlet Konservatuvarında, klasik bale hocası olarak günümüzde başarıyla dans eden pek çok ‘klasik bale ve çağdaş dans’ dansçının eğitimine katkıda bulundum. Sahne için ürettiğim neo klasik diye tanımlanabilecek koreografilerimin yanı sıra televizyon çocuk ve gençlik programları için pek çok koreografi yaptım. Bale ve dans eğitiminin ve sanat


kurumlarının sadece Ankara, İstanbul, vb. büyük illerle sınırlı kalmasını vatandaşlık hakları açısından haksızlık olarak görüyorum. Tüm ülke çocukları, gençleri ve insanlarının sanatsal olanaklardan yararlanması gerektiğine, bunun bir hak olduğuna inanıyorum Bu konuya dair yazılarım sanat dergilerinin yanı sıra Bianet haber sitesinde yayınlanıyor. ➢ ? Ürettiğiniz diğer işlerle karşılaştırdığınızda Sinop’ta yaptığınız bu


işi nasıl değerlendiriyorsunuz?


M.S.A. Sinop’lu genç arkadaşlarımla yaptığım bu çalışma: dansın etkili bir iletişim dili olduğuna olan inancımla; klasik bale ya da çağdaş dans teknikleri kullanmadan, dans konusunda eğitimi olmayan insan bedeninin olanaklarından yararlanarak bir bütün oluşturma çabası idi. Bu, sunumu gerçekleştiren arkadaşlarım için olduğu kadar, benim için de yepyeni bir çalışma idi. Ses materyalini Yılmaz Küçük ve Yıldıray Küçük ile birlikte ürettik. Hareket cümleleri sesin tasarımına, ses, hareket cümlelerinin tasarımına etki etti. Dünyanın oluşumuyla birlikte oluşan Sinop, bin yıllar boyunca pek çok uygarlığın, o uygarlıkları var eden insanların gelip geçtiği bir uzay parçası. Bu toprakta uygarlıklar var olmuş, kendi ritüellerini, yaşam biçimlerini oluşturmuş ve bir biçimde sonlanmış, yenisine yer açmış. Bu kısa süre içerinde oluşturduğumuz performansta bunu beden diliyle hikaye ettik.


?Kentte gerçekleştirdiğiniz araştırma ve üretim sürecinizde özel deneyimleriniz oldu mu?


M.S.A. Yaptığımız bu çalışma; gerek dans eğitimi olmayanlarla yapılmış olması, gerek akademik dans tekniklerinden belirgin bir biçimde yararlanılmamış olması, gerekse de açık alanda, sahne olmayan doğal bir mekanda yapılmış olması nedeniyle: benim açımdan tümüyle yepyeni bir deneyim ve bu çalışmayı gerçekleştirebilmiş olmaktan dolayı çok sevinçliyim.


? Sizce bu proje amacına ulaşıyor mu?


M.S.A. Bu proje süreci, hem kentte yaşayanlara, hem kentin geleceğini planlamak konusunda ‘yetki ve sorumluluk’ taşıyanlara, hem de dışarıdan gelenlere; Sinop’un önemli, güçlü ve biricik olan özelliklerini yeniden düşündürttü. Hepimize, hep birlikte Sinop’a, geleceğe dair güzel hayaller kurdurdu, ki gerçekleşmemesi için hiçbir sebep olmayan hayaller! Aynı zamanda, dünyanın gelişmiş ülkelerinin vazgeçmekte olduğu kara dumanlar ve nükleer santraller konusunda yeniden düşünmemize yol açtı. Ve belki de kentin yetkililerinin kentin geleceğine dair hayallerine farklı bir bakış açısı ekleyerek; Sinop’un bir kültür ve sanat kentine dönüştürülerek “marka” olabileceği imkanını yeniden düşündürttü. ‘Şeker var, un var, su var neden helva karmayalım?’ diye bir deyim vardır. Başta Melih Görgün, Mahir Namur ve Elif Kuli olmak üzere Avrupa Kültür Derneği, bu süreçte yer alan, her biri kendi alanında değerli ve deneyimli insanı bir araya getirerek ‘şeker, un ve tuzu bir araya getirip’ helva karmanın adımlarını atmaktalar; neden olmasın?


Page 1  |  Page 2  |  Page 3  |  Page 4  |  Page 5  |  Page 6  |  Page 7  |  Page 8  |  Page 9  |  Page 10  |  Page 11  |  Page 12  |  Page 13  |  Page 14  |  Page 15  |  Page 16  |  Page 17  |  Page 18  |  Page 19  |  Page 20  |  Page 21  |  Page 22  |  Page 23  |  Page 24