This page contains a Flash digital edition of a book.
20


MÜRİDE SUN AKSAN Röportaj: Mahir Namur


Mahir Namur Sinop’ta ilk kez mi bulunuyorsunuz?


Mürîde Sun Aksan Sinop’a ilk kez 1969 yılında; Türkiye’deki tüm müzik öğretmenlerinin davetli olduğu “çok sesli koro şefliği yaz kursu” nedeniyle geldim. 1971 yılında Sinop’lu olan eşim Engin Aksan’la tanıştım ve 2011 yılına dek her yıl ve her fırsatta Sinop’a geldik. 2010 yılında Sinopale3’de Engin Aksan için yapılmış olan “Sesin İzi” sergisi Sinop’la yolumu yeniden buluşturdu.


? Kent Buluşması ve Kent Akademisine katıldınız, kenti gezdiniz, araştırma yaptınız, edindiğiniz genel izlenim nedir?


M.S.A. Sinop’ta yaşayanların panellerde dile getirdiklerinden edindiğim izlenimle, şehrin kendisinden, yaşamından edindiğim izlenim örtüşüyor. Sinop’ta da tüm Türkiye’de olduğu gibi teknolojik araçlardan yararlanma, daha kaliteli, daha güzel yaşam gereçlerinin kullanımının yaygınlığı, bu cümleyi biraz somutlaştıracak olursak: gerek internet vb iletişim alanında, gerekse, motorlu taşıtlar, daha iyi inşaat malzemesiyle yapılmış konutlar mekanlar vb. alanlarda bir değişim gelişim olduğunu gözlemek mümkün. Ancak, tüm bu maddesel gelişimin altında, şehir yaşamının insanın duygusal ve düşünsel yaşamına katkısı, etkisine bakacak olursak; sosyal ve kültürel etkinlikleriyle, insanın iç dünyasını zenginleştiren unsurlarla beslemek konusunda 40 yıl öncesinden daha farklı bir yapının oluşmadığını gözledim. Çarpık,


plansız yapılaşmanın toplantılara katılan hemen herkesi rahatsız ettiğini gözledim. Elbette bu konu yalnızca bu kente özgü değil, ülkemizin genelinin sorunu ve adeta kuşaktan kuşağa aktarılan habis bir sorun. Gördüğüm en belirgin ve olumlu fark ise kentte yaşayanların oluşturduğu sivil insiyatif. Bu grubun, gerek nükleer santral, gerek HES’ler, gerekçe diğer çevre sorunları konusunda gösterdiği duyarlılıkla, Türkiye’nin diğer illerindeki oluşumlarla bir bağ/paralellik kurduğunu gözledim ve bunu oluşturmuş olmanın ve sürdürmenin bu ülkede ve dünyada yaşayan hepimiz için önemli olduğunu düşünüyorum. Hepimiz birlikte yaşadık biliyoruz: komşu ülkelerden birinde yaşanan bir nükleer santral patlaması, sınır dinlemiyor, pasaporta ihtiyaç duymuyor ve tüm yaşama zarar veriyor.


? ‘Geleceği Biriktirmek” projesi kapsamında sizin rolünüz nedir?


M.S.A. 2010 Bienal sırasında sevgili Melih Görgün’e; gelecek Bienal’de Sinop’lu gençlerin birebir içinde olacağı bir çalışma yapmak istediğimi iletmiştim. “Geleceği Biriktirmek” projesi bu çalışmayı başlatmak açısından uygun bir zemin sağladı. Hapishane taşındıktan ve insanların özgürce girip çıktıkları bir mekana dönüştükten sonra ilk kez gittiğimde; neden bilmem, bu mekanın, hapisliğin tam karşıtı olan sanat alanında kullanılacağı önsezisi düştü içime ve elbette kendi alanım olan dansla ilgili hayaller düştü.. Çocuk hapishanesini bir dans akademisi olmuş


gibi düşünüvermiştim.. Sinop’un geleceği biriktirilirken dansa dair öngörüler/hayaller de olsun, ve gelecekte bu şehrin sanata yetenekli çocuklarının, gençlerinin eğitim süreçlerinde sanat/ dans da yer alsın diye diledim ve toplantılarda fırsat geldikçe bunu dile getirmeyi hedefledim. Sinop’lu gençlerin katılımıyla


oluşturduğumuz sunumda ise: akademik bir eğitim sürecinden geçmemiş insan bedenlerinin yapabileceği devinimlerden yararlanarak bir kompozisyon oluşturmayı hedeflemiştim. Dünyanın ve insanın oluşumundan başlayarak, günümüzün Sinop’una bağlanan bir bütün oluşturduk. Başlangıçta çekingen davranan çalışma arkadaşlarımın giderek rahatlamaları ve çalışmalara içten bir istekle katılmaları sonuca varmamızdaki en önemli unsur idi. Bu çalışma vesilesiyle tanımış olduğum sevgili Yıldıray


SANA NE DİY


TÇILAR OR


Page 1  |  Page 2  |  Page 3  |  Page 4  |  Page 5  |  Page 6  |  Page 7  |  Page 8  |  Page 9  |  Page 10  |  Page 11  |  Page 12  |  Page 13  |  Page 14  |  Page 15  |  Page 16  |  Page 17  |  Page 18  |  Page 19  |  Page 20  |  Page 21  |  Page 22  |  Page 23  |  Page 24