This page contains a Flash digital edition of a book.
18


JOHANNA REINER & JOHANNES HOFFMANN Röportaj: Rarita Zbranca


JR: (1) Yemekler. (2) İnsanları


(3) Deniz. Özellikle bir yarımada olduğu ve her tarafında deniz olduğu için.


(4) Birçok yerin belirgin bir işlevi olmaması durumu. Ve tersane ile cezaevini seviyorum… bir nevi kaotik ama hoş ve güzeller.


(5) Ve Romantik İsmail’I seviyorum.


Kendine has bir şahsiyet, Sinop’ta onu herkes tanıyor. O bir çevreci. Her yere bitkiler ekiyor ve evler inşa ediyor… Arazi tahsisi istiyor – sahilde kendine oturabileceği bir yer kazıyordu.


? Sinop’ta değiştireceğiniz beş şey ne olurdu?


Rarita Zbranca : Sinop ile ilgili sanatsal projenin konusu nedir?


Johanna Reiner : Projemiz toplum hizmeti üzerine. Birçok konuyu ele alıyor, yazarlık, tarih, gerçek, toplum ve ortak bellek, tarihin görünürlüğü ve aynı zamanda katılım gibi. Bu proje, “Bir günlük bir müze”. Yalnız bir günlüğüne var olan bir müze değil, kendiliğinden ortaya çıkma “mesela bir günlüğüne” fikrine dayalı. Ancak bu müze, burada iki ay boyunca kalacak ve biz de projeyi hazırlarken Sinop’taki herkesten katılımcı olmalarını ve müzeye nesnelerini getirmelerini isteyeceğiz… Müzede onların da sesinin olması bakımından. Bize, nesnelerini, anılarını, hikayelerini, belgelerini veya fotoğraflarını getirecekler. Onlardan bu nesnelerin gerisinde yatan düşüncelerini kaleme almalarını ve hikayelerini başkalarıyla paylaşmalarını da istiyoruz.


Müzeyi burada cezaevinde kurduk; bunun için bir yapı inşa ettik ve üstüne tüm nesneleri, sergi için gelen her şeyi astık.


? İnsanlar onlardan katılımcı olmaları yönündeki isteğinize, nesneleri ve anılarını getirmeleri talebinize nasıl tepki verdiler?


JR: Bence katılmaları gerektiğini anlamaları çok da kolay değil çünkü müze nosyonu hakkında farklı


bir algıları var. Genellikle müzenin gerçeğin muhafaza edildiği, tarihin yani “gerçeğin” korunduğu ve toplandığı bir yer olduğunu ve bunu sorgulamaya, bunun katılımcısı olmaya izinlerinin olmadığını düşünüyorlar. Eleştirel sorular sorma haklarının olmadığını, bir müzenin sahibinin (müzeyi oluşturanın) söylediği veya belirttiği şeyin doğru olmayabileceğini düşünüyorlar. Önce çok değerli nesneler –büyükannelerinden onlara kalan bir şey, gümüş küpeler veya çok özel ve eski şeyler gibi- getirmeleri gerektiğini düşündüler. Daha sonra biz onlara Sinop’un gündelik yaşantısının arayışında olduğumuzu açıkladık… Bunun sonrasında ise, ne getirmeleri gerektiğini, gitgide daha fazla kişi daha iyi anlamaya başladı. Ancak kabul etmek lazım ki bu, insanları dahil etmek, onların katılmasını sağlamak kesinlikle zorlu bir iş.


JH: Bu aynı zamanda bir iletişim, tercüme sorunu…


? Sinop ile ilgili en çok hoşunuza giden beş şeyi lütfen sayabilir misiniz?


JH: (1) Yemekler.


(2) İnsanların cana yakınlığı. Çok hoş ve nazikler.


(3) Aynı zamanda insanlarla ilgili olarak, çok açık yürekli olmaları. Bir sorunuz olduğunda veya yardıma ihtiyacınız olduğunda size karşı çok açıklar.


JR: (1) Ben buraya bir şehir planlamacısı getirirdim. Trafik durumunu değiştirirdim. Ana caddeyi ve trafiğini beğenmiyorum ve bir yaya olarak gerçek anlamda sokakta yürüyemeyişimizden hoşlanmıyorum. 1960’lardan fotoğraflar gördüm, o zamanlar durum çok daha güzelmiş. Orta refüjde ağaçlar varmış ve trafik ağaçların hem sağından hem solundan akıyormuş.


(2) Aynı zamanda bir alanı meydana çevirirdim, insanların bir araya gelebileceği ve kamusal bir alanda oturabileceği bir yer haline getirirdim.


(3) Nükleer enerji santrali sorununu değiştirirdim. Bunun yerine yenilenebilir enerjiye yatırım yapmalılar.


(4) Göç sorununu düşünüyorum, insanların Sinop’u terk etmesini. Tahminimce burada bunun çözümü yeni ve daha kuvvetli bir ekonomide yatıyor.


(5) Sivil toplum güçlenmeli. Ama bunun nasıl yapılacağı pek belli değil, Türkiye’nin kendine ait kuralları var…


JH: (1) Nükleer enerji santrali… Burada yeteri kadar güneşe, rüzgara sahipler, nükleer enerji santraline ihtiyaçları yok.


(2) Eski evleri, cezaevini ve Sinop’taki başka bazı tarihsel yerleri yenilerdim. Sadece onları boyayarak değil, ciddi bir restorasyona tabi tutarak.


(3) Çevreyi ve toprağı daha fazla dikkate alırdım, çöpleri her yere atmamak ve onları doğadan toplamak bakımından.


(4) Bence Türkiye’de genel olarak, daha açık bir eğitim sistemine ihtiyaç var. İnsanların bilgiye daha geniş bir erişimi


SANA NE DİY


TÇILAR OR


Page 1  |  Page 2  |  Page 3  |  Page 4  |  Page 5  |  Page 6  |  Page 7  |  Page 8  |  Page 9  |  Page 10  |  Page 11  |  Page 12  |  Page 13  |  Page 14  |  Page 15  |  Page 16  |  Page 17  |  Page 18  |  Page 19  |  Page 20  |  Page 21  |  Page 22  |  Page 23  |  Page 24