This page contains a Flash digital edition of a book.
15


nihayetinde toplum için ne kadar faydalı olacağını bilmiyorum. Bu sembolik bir eylem ve bence insanların buna inanması harika, bu önemli.


? Sizce projeniz halkı nasıl etkileyecek?


A.D. Dürüst olmak gerekirse, projenin –nasıl demiştiniz- toplumu, kenti, halkı nasıl etkileyeceğini bilemiyorum… Çünkü benim yaptığım aslında yüzeyle ve Sinoplularla paylaştığım katmanla ilgili. Benim çok ince ve suni malzeme katmanım, tarihin çok sayıda kalın katmanının üzerine yerleştiriliyor. … Buna neredeyse yüzeysel/dış bir katman gözüyle bakabilirsiniz çünkü geçici bir şey ve konduktan birkaç dakika sonra gitmiş olacak, zira bir günün akışı içerisinde battaniyeyi üç ayrı mülkiyetin üstüne örteceğim ve en sonunda katman, projenin toplu sergisi sırasında bir tür yerleştirme olarak cezaevinde sergilenecek. Dolayısıyla dünyayı değiştireceğini düşünmüyorum ama bir şeyleri “tetik”leyebilir… Örneğin Sinop sokaklarının çok tozlu olduğunu, yemek yemeden önce ellerinizi yıkama ihtiyacı hissettiğinizi söyleyebilirim. Bu malzeme son derece parlak ve “kitsch” olarak nitelendirilebilecek çok sayıda yansıma yapıyor ama aynı zamanda da çekici. Bu nedenle, projemiz veya sanat ve özellikle de çağdaş sanat hakkında pek fazla bir şey bilmeyen insanlar, bazı evlerin üstünde çarpıcı, göz alıcı bir farklılık görecekler ve o zaman projem hakkında bir şeyler anlayacaklar ya da beyinlerinde bir şeyler tetiklenecek veya belki sonrasında bunu hatırlayacaklar. Yani bu aynı zamanda olan bitenin farkında olmanın bir parçası. Sonunda gelecekte belki de o ev kaybolacak ama onlar bizim bunu düşündüğümüzü ve buna daha büyük önem vermeye çalıştığımızı hatırlayacaklar…


? Bize Sinop’la ilgili olarak sevdiğiniz ve değiştirmek istediğiniz bazı şeylerden bahsedebilir misiniz?


A.D. Sinop’taki bazı dükkanları çok beğeniyorum. “Otantik” diyebileceğimiz dükkanları, belki de bazı insanların değiştirmek isteyeceği, dünyanın birçok kentinde, hatta çok fazla kentinde görebileceğiniz dükkanların estetiğine uygun düşecek şekilde yeniden döşeyeceği dükkanları. Ancak bu otantik dükkanları değiştirmek büyük bir kayıp olacaktır ve bir kaybın ne kadar büyük olduğunu ancak onu tamamen kaybettiğinizde ve bir daha aynısını geri getiremediğinizde fark edersiniz. Bizler yeninin daha iyi olduğunu düşünürüz ama bu her zaman geçerli olmayabilir. Dolayısıyla belki Sinoplular “modern


standartlara” sahip olan diğerlerinin yanında duran bu otantik dükkanları korumaya çalışabilir ve onları uzun zamandır var oldukları, onlardan sıkıldıkları için bir kenara atmaz. Bizim kentlerimizde de şimdi hepsi yok olmuş olan bu türden dükkanlarımız vardı (marangoz, terzi, küresel tasarım standartlarıyla uyum içinde olmak zorunda kalmadan istedikleri gibi döşeyebilecekleri zanaat atölyeleri). Ve size söyleyebilirim ki, bu büyük bir kayıp ve bu konuda çok üzgünüm. Onlara neden otantik dediğimizi bilmiyorum ama en azından bir uygunsuzluk hissi verdiğini söyleyebiliriz.➢


?Genel olarak bize çalışmalarınızdan bahsedebilir misiniz?


A.D. Mevcut imgelerle, etrafımızda bulunan imgelerle çalışmayı seviyorum. Heykeller ve yerleştirmeler yapıyorum ve çizimler yaptığımda da her zaman kitaplardan, dergilerden, vs. imgeler üzerine çalışmayı seviyorum. Buna “hayali bulunmuş/bulunmuş hayal” diyebilirim, çünkü “verilmiş, hazır olanı” temiz beyaz sayfaya, boş sayfaya tercih ediyorum… Ama bir masa veya sandalye ile de çalışabilirim… Küp şeker veya mumlarla da çalıştığım oldu.


İşimdeki bir diğer unsur da katmanlarla çalışmayı sevmem. Bu nedenle her zaman elimdeki imgenin üzerine bir katman koyuyorum, ister bir sandalye olsun, ister moda dergisinden kesilmiş bir imge olsun ve bu katmanı ekleyerek veya aslında çıkartarak yaratıyorum. Örneğin, moda dergilerinden bir şeyler kesiyorum, siyah mürekkep ve çizdiğim çizgiler arasında dergideki kadının yüzü üzerinde belli bir desen yaratıyorum.


Çizikleri bir bistüri ile –çok kusursuz bir alet- bir boşluk yaratacak şekilde yapıyorum. Bu bir çeşit “çıkartarak ekleme” çünkü size ait bir şeyle doldurulabilecek bir şeyi çıkartıyorsunuz.. Benim isteğim boşluğu kişilikle, kendi düşüncelerimle, sorularımla doldurmak. Dolayısıyla boşluktan korkmuyorum ama başlangıç noktası olarak “beyaz” üzerinde çalışmayı tercih etmiyorum. Örneğin, yakın zamanda beyaz galeri mekanının benim üzerinde çalışmaya başlamam için bana doğal gelmeyen bir malzeme olduğunun farkına varmaya başladım. Bunu anlamam için belli bir süre gerekti ama bu konuda gittikçe daha fazla ikna oluyorum. Tam bu sebepten dolayı da Sinop’un “verilen”i üzerinde çalışma imkanı bulduğum için özellikle mutluyum.. Zira Sinop kentini -aynı zamanda hem eklemek hem de çıkartmak anlamına gelen- katmanlarımı yerleştirerek üzerinde çalışabileceğim bir malzeme olarak görüyorum.


? Sinop’ta başka ne yapmak isterdiniz?


A.D. Kentte gördüğüm modern tarzda yapılmış, onlara “beton yapılar” diyelim, bir veya iki binayı gerçekten sarmak/örtmek isterdim. Bir mimar elinden çıkmamış olsalar da, Corbusier veya başka meşhur “okul”lardan ilham almamışlarsa da ben güzel olduklarını düşünüyorum ve zaman olursa onlar üzerinde çalışmayı gerçekten isterim, bunların da kültür mirası olduğu hissini verebilmek için. Ne yaptığımız ve neyin önemli olduğu üzerine düşünmeliyiz. Örneğin Amsterdam’da 50 yaşından genç binaları “anıt” gibi düşünüyoruz. Dolayısıyla bazı binaları yıkarken çok dikkatli olmalıyız, çünkü bazıları bir hayli güzel.


Page 1  |  Page 2  |  Page 3  |  Page 4  |  Page 5  |  Page 6  |  Page 7  |  Page 8  |  Page 9  |  Page 10  |  Page 11  |  Page 12  |  Page 13  |  Page 14  |  Page 15  |  Page 16  |  Page 17  |  Page 18  |  Page 19  |  Page 20  |  Page 21  |  Page 22  |  Page 23  |  Page 24