This page contains a Flash digital edition of a book.
13


Termik santralleri, nükleer santrali istemiyoruz.. Yaşarken, ölmek istemiyoruz. Zenginleşmek için hatalı yollara giren ülkelerin kötü mirasına sahip çıkmak yerine, yine zenginleşebileceğimiz daha akıllı ve yararlı modeller oluşturmak istiyoruz. Bunun için kafa kafaya vermek ve birlikte projeler geliştirmek ve yerel yönetimi, merkezi yönetimi bu yönde etkilemek istiyoruz.


Birlikte olabilirsek, yapabiliriz. Geleceğimizi yok etmek yerine, elimizde tutmak ve geliştirmek istiyoruz… Devamlılık istiyoruz... Çocuklarımıza nasıl bir Sinop’ta yaşadığımızı hikaye gibi anlatmak yerine, onlara yaşamak için bildiğimiz sevdiğimiz Sinop’u bırakmak istiyoruz… Bunları birlikte söylersek, geleceğimize sahip çıkabiliriz.


Karadenizde üç liman vardır. Temmuz Ağustos, Sinop der, gemiciler... Nerede o Sinop limanı?


Nerede o Sinop’a sığınan gemiciler...


Nerde Sinop kültürünü zenginleştiren gemici manileri.. Hatırlar mısın.. “Bismillahtan başlayalım/Bu yıl burda kışlayalım...”


Neden Sinop’a hem denizyolu ulaşımı, hem de karayolu ulaşımı bu kadar zor? Daha doğrusu, böyle bir yüzyılda Sinop’a ulaşım neden bu kadar zor?


Termik santral yerine, yollar açılsa ticaret gelişmez mi?


Sinop’un türkülerinde uzun hava yoktur…


Ya da, şöyle mi desek; Sinop’ta uzun havalar içten okunur. Susularak, sessizlikte uzun havalar yakılır... Sessizce söylenir... Acılar paylaşılmaz da, yoksa yüreğe hapis mi edilir?


Sinope’den beri bir kadın kent, Sinop. Sinop’a hanımeli değmiş ve tarihine bu özellik sinmiş… Mağrur, gururlu,


zengin bir kültüre sahip, örf adetlerini iyi bilen ama gün geçtikçe yalnız kalmış, yaşlanmış, kapısında borçluları, evini satma durumuyla baş etmeye çalışan, eşinden kalan hatırası, ince boynundaki kale gerdanlığını hiç çıkarmayan,, sessiz eskilerin terbiyesini almış, yeni dönemde pek geçer akçe olmayan yaşlı bir kadın, Sinop... En çok da susmayı öğrenmiş. Büyüklerinin yanında susmayı.


Şimdi, artık kendisi en büyük, olsa da, halen susuyor... Kaderi olmuş sessizlik... Neden onu ve kültürünü yaşatacak önlemler almıyoruz?


Balıkların yaşamadığı, havanın, suyun, toprağın verimli olmadığı bir Sinop’u kim hayal etmek isteyebilir ki..


Roma döneminde Sinop kenti, insanları gibi süslü bir kentmiş.


Bu kentin süsünü kimler aldı?


1950’ye kadar hep kale içinde yaşam vardı... 1924 yangını, 1946 yangını... Çöküş... 1950’den sonra sessiz bir şehir oldu...


Sinop’ta mubadeleye kadar hep hareketli ve neşeli türküleri var. Sonrası sessizlik...


Hikayeler azaldı, zeytinlikler yok oldu... Peki, o zaman somut sorular soralım: Bu şehir gelişmeyi ne kadar istiyor?


Değişimi kimler istiyor?


Hangi hızda bir değişimi kaldırabilir kentliler?


Şehir büyüsün mü, yoksa daha iyi koşullara mı sahip olsun?


Para ne yöne akmalı? Bu şehirde ne görmek istemiyorsunuz?


Sinop daha büyük bir bölgenin merkezi olabilir mi?


Sinop; büyük bir yatırımcı mı ister, yoksa küçük ama zengin işletmelerin olduğu bir


Siz de sözünüzü fikrinizi söyleyin, gelin, konuşun, isteyin, yaşadığınız alanda sizinde sesiniz olsun, isteklerinizi dile getirin, sözde değil “yaşayan bir sivil toplum hareketi” Sinop’ta başlasın... Bu örgütlenme Sinop’ta gerçek olsun..


Yalnızca bakanlığın önerileri değil, sizin de önerileriniz gerçekleşsin. Cezaevi, otel olmasın.. Ama söyleyin.. Ne olsun?


Sinop’ta bulunan “geçmiş zaman ruhu” Sinop’u değerli kılıyor. Herkes kaybettiği geçmişinden parçalar buluyor bu kentte. Kent beklemiş, suskunluğunu bozmak için sahiplenilmeyi beklemiş. İncecik boynunda kale gerdanlığı…


Buranın toprağı renk olmuş, Ortaçağ Avrupa’sını aydınlatmış, kırmızı fresklerin içine işlemiş. Toprağıyla evrenselleşmiş değer olmuş, her çağda..


Dürüst insan aramak için elinde fener ile dolaşan Diojen ve de Doğayı koruma ve insanları uyandırma çabasını elindeki davulu çalarak hatırlatan Tarzan Kemal ve daha nicelerini yetiştiren bu toprak daha nicelerini yetiştirmeye gebe...


Bu topraklarda yetişen istif dikeni var. Buralara ait. Hem kayayı parçalar, hem de o toprağı tutar kaymasını önler… Diken olmasına diken, ama serti yumuşatır, verimli olanı korur o. Bu diken buranın çiçeğidir. Buraların karakteridir. Kayaları parçalar, buranın çiçekleri. Toprağı da tutarlar, korurlar...


butik kent mi olmak ister?


Yaşayan mirasa bilet satarak sahip olamazsın, yatırım şart. Nasıl bir yatırım olmalı? Sinop gençlere diğer kentlerden farklı olarak ne sunabilir?


İnsanlar Sinop’a neden taşınmak ister ya da buradan gitmek ister, düşündünüz mü? Tirit’in adını dünyaya duyurmak istemez misiniz?


Bu sorulara hep beraber cevap verelim. Hep birlikte hayal kuralım ve gerçekleştirelim:


Balkonlarda çiçek, onarılmış evler, kale duvarlarının tamamı onarılmış, temiz sokaklar, Sinop Kültür Sarayı, heykeller, yaşayan bir çarşı, limanda yolcu gemileri görmek istemez misin?


Kültür Bakanlığı, Türkiye’de sivil toplum örgütlenmesine örnek oluşturacak bir çalışma yapmak için ülkemizden yapılan başvurunun ardından AB, Sinop’u desteklemeye değer gördü. Sinop Cezaevi’ni, alınan AB hibesiyle yeni bir etkinlik alanı oluşturulması planlanıyor.


EMRE KOYUNCUOĞLU


Page 1  |  Page 2  |  Page 3  |  Page 4  |  Page 5  |  Page 6  |  Page 7  |  Page 8  |  Page 9  |  Page 10  |  Page 11  |  Page 12  |  Page 13  |  Page 14  |  Page 15  |  Page 16  |  Page 17  |  Page 18  |  Page 19  |  Page 20  |  Page 21  |  Page 22  |  Page 23  |  Page 24