This page contains a Flash digital edition of a book.
12


MANİFESTO Yazan: Emre Koyuncuoğlu Sevgili Sinoplular; B


irkaç dakikanızı bu kentte yaşayan herkesi ilgilendiren bazı hatırlatmaları yapmak için


alacağım.


Bir süredir Eski Cezaevi’nde Çocuk İslah Evi Bölümü’nde “Geleceği Biriktirmek” etkinlikleri gerçekleşiyor. Buraya Sinop’u temsilen birkaç sivil toplum örgütü, Belediye, Valilik, ve Kültür Bakanlığı temsilcileri katıldı. Bu etkinliklerde bahsi geçen konuların çoğu hepimizin geleceğiyle ilgiliydi. Sinop’u çok yakından ilgilendiren birçok yenilik gündemde. Eski Cezaevi’nin dönüşümü ve restorasyonu ile ilgili projeye Avrupa Birliği, 9.2 milyon Euro katkı vermeyi kabul etti. Kültür Bakanlığı’mız bu projeye, ülkemize örnek teşkil edecek bir gelişme olarak bakıyor. Sivil toplumun katkısı olmadan bunların hiçbiri bir anlam teşkil etmez.


Sizin katılımınızla Sinop’a yapılması planlananlar yaşama katkı sağlayacak. Yoksa, paralar, emek, sizin istemediğiniz, değer vermediğiniz şeylere harcanacak. Siz de dışardan gelenin verdiğiyle yetineceksiniz. Size uyup uymaması pek önemsenmeyecek.


Ama eğer ki, ben yaşadığım Sinop için şunları talep ediyorum, derseniz, fikirlerinizi hayallerinizi paylaşırsanız, sizin katılımınızla, yerel ve merkezi yönetim ve kent halkı beraber çalışmış olacak. Bir anda iyi veya kötü süprizlerle karşılaşmamak için tek yapmanız gereken, geleceği nasıl hayal ettiğinizle ilgili fikirlerinizi paylaşmak. Ya da geçmişinizden neleri korumak istediğinizle ilgili kendi değerlerinizi belirlemek.


Sinop’taki tüm değişim ve dönüşümlerde, Sinop’un geleceğini kurarken hepinizin bir fikri, isteği, hayali olabilir.


Unutmayın, Sinop bize bir emanettir. Bu kültür mirasından geleceğe ne aktaracaksınız?


Kent kültürü çok katmanlı diyoruz. Sinop antik dönemin marka şehri ... Ya da,


Karadeniz Bölgesi’nde Ulu Cami gibi bir zenginlik yalnızca Sinop’ta var. Ya da,


Karadenizin en merkezi, güvenli limanı, Sinop’tur diyoruz…


Şimdi ise gemiler uğramıyor, Neden?


“Beni seviler”.. .der Sinop içten içe... Hani nerde bu sevgi?


Peki, bugünün Sinop halkı ne ister? Ya da, Sinop’lular şehrin burasında bu olmalıydı ya da olmamalıydı nerede, ve ne zaman der.


Herkes bilir. Sinopta yönler hep şaşırılır. Sinopta meteroloji hep yanılır. Bir tek Sinoplu bilir, bu ince ayrımı, havayı koklamayı.


Sinop için yapılacak ne olursa olsun içinde Sinop’lu olmazsa, buraya gelen hep şaşırır, hep yanılır...


İşte size bugünden bir örnek; Eski bir cezaevinin bir fikir üretim merkezine ve sivil insiyatifin kararlar aldığı bir alana dönüşmesini sağlayan bu sergiyi gerçekleştiren bugünün Sinoplularıdır. Kentin kimliğini kentin içinde yaşayan insanlar belirler.


Neden bize verilenden daha fazlasını istemeyelim?


Neden bu kentte yaşayanlar, nasıl yaşamak istediklerini dile getirmesinler? Anadolu birliğini kuran Kral Mithritades’ın kenti, Sinop.. Birlik kenti... Bugünün sivil birliğini kurarak, kendi adına kararlar veren kent de, yine Sinop olacak.


Artık kent müzeleri dönemi. Kentlerin, kendi değerlerini kendilerinin önerdiği, oluşturduğu, geçmişlerine ve geleceklerine sahip çıkma kültürünün yerleştiği müzeleri var. Şehirleşmiş ve medeniyetleriyle, tarihleriyle övünen ve geleceklerine sahip çıkan kentler var.. Sinop’ta bu devrenin bir örneği olmaya adaydır.


Hatırlıyor musun kırmızı beyaz çubuk şekerini... Senden sonra kaç kişi hatırlayacak... Ya sonra.. Hatırlanmasını istiyor musun?


Buralardan yetişmiş ünlü edebiyatçılarımızdan Ahmet Muhip Dranas’ın Sinop’lu olduğunu bu ülkede kaç kişi biliyor?


Sinoplu Diyojen bile, Atina’da meşhur oldu...


Bu şehrin kuruluş destanını herkes bilir. Aşkına karşılık alamayan Zeus, Sinope’yi bu topraklara bırakır…


Aslında sürgüne yollar, istediğini alamayınca. “Tanrılar tanrısı” Zeus’un


istemine karşı durduğu için... Bu kent kuruluşundan beri mitoslarıyla, hikayeleriyle, tarihiyle hep muhalif tavrın kenti olmuştur. Sinope’nin bu muhalif tavrı, bu kenti kurmuştur.


Bir de en bilindik yakın tarihten örnek verelim:


Abdülhamit’den beri sürgün yeridir, Sinop. Böylelikle muhalif bir kültür geleneği de oluşmamış mıdır, Sinop’ta?


Mualif demek yanlızca egemene karşı duran değildir, aynı zamanda genel geçere yeni birşey önerendir. Sinop bu temeller üzerine kurulmuş.


Şimdi ise, Türkiye’ye örnek bir sivil insiyatif ve sivil toplum dayanışması sergileme zamanı. Sinop’un geleceği için. Sinop’un geçmişine sahip çıkarak.


Bahsettiğimiz üzere, Sinop Eski Cezaevi bir kültür kompeksine, bir kent müzesine dönüştürülme projesiyle karşı karşıya. Bu proje olumlu bir proje. Ancak, projenin bazı bölümleri tartışmaya açılırken, bazı bölümleriyle ilgili kararlar çoktan alınmış gibi görünüyor.


Muhalif kimliğimiz burada devreye giriyor. Neden projenin hepsini tartışmaya açmıyoruz? Neden Çocuk Islah Evi bölümü, “otel” olarak toplumla tartışılmadan belirleniyor? Neden paylaşım ve tartışma alanlarına sınırlandırma getiriliyor?


Sinoplular olarak, hepsinde söz sahibi olmak ve hepsinde sorumluluk almak niyetindeyiz.


Tıpkı çevre adına aldığımız sorumluluklarımız gibi... 1968’de Sinop’ta çıkan, Şükrü Aydın’ın bastığı dergilerde zeytinlikler anlatılırmış ve” taş ocağı açıldı, yeşilimiz kalmadı” diye yakınılırmış..


Yıl, 1968.


Yıl, 2011. Termik santraller, nükleer santraller planlanıyor, yeşil zaten pek kalmamış. Balıklarımız kalsın diye, şimdi 78 yaşında olan Şükrü Aydın, halen “doğayı koruyalım” diye panellerde konuşuyor. Kentini korumak istiyor.


Sinop’un bir başka çok-kültürlülük özelliği; Karadeniz’in ve Akdeniz’in özelliklerini birarada yaşayan tek kent olması.


Hem Akdeniz kültürünü hem Karadeniz kültürünü içinde barındırıyor. Portakal, zeytin, mandalin ağaçları Karadeniz’de yetişmez diyen ders kitaplarını haksız çıkaran bir kent, Sinop… Bir kadın gibi cilveli, ruh hali; bir öyle, bir böyle Sinop’un. Çok sevilmesi de ondan.


Ama şimdiki zeytinlikler apartmanlarla dolmuş…


1931 doğumlu bir Sinoplu, Çukurbağı’nda üzüm bağları incir ağaçları vardı, diye anlatır. Kendi yaşarken, kaybolan kendi tarihini… Anlattıkları bile onu yalnız bırakır. O olmasa kim anlatacak bu hikayeleri ve kim inanacak bu tarihe...


Seninle birlikte kaybolacağını bildiğin bir hikayeyi ne kadar gururla taşıyabilirsin?


İki tür coğrafyası, iki tür duruşu var. Bazen durgun ve bıkkın… Bazen kararlı ve atak… Bırakın bu iki karakter birbirini tetiklesin, duyarlı sakin ve kararlı olunsun…


Bu kent için, istediklerimizin yanında istemediklerimiz de var..


Bu yazı, Emre Koyuncuoğlu’ nun Geleceği Biriktirmek sergisinde sergilenen video çalışmasının metnidir. Bu videoda Sinoplu gönüllüler farklı mekanlara giderek sivil topluma bir çağrı yapmaktadırlar.


Page 1  |  Page 2  |  Page 3  |  Page 4  |  Page 5  |  Page 6  |  Page 7  |  Page 8  |  Page 9  |  Page 10  |  Page 11  |  Page 12  |  Page 13  |  Page 14  |  Page 15  |  Page 16  |  Page 17  |  Page 18  |  Page 19  |  Page 20  |  Page 21  |  Page 22  |  Page 23  |  Page 24