This page contains a Flash digital edition of a book.
10


ISTVÁN SZAKÁTS Röportaj: Rarita Zbranca


Rarita Zbranca:István Sinop ile ilgili sanatsal projenin konusu nedir?


István Szakáts : Benim projem “Kendi kentinizi kendiniz inşa edin” kentin sakinleri tarafından yeniden yapılandırılması konusunda. Yaptığım şey, küçük ölçekli bir kent haritası. İnsanların evler, camiler, bankalar, okullar, ağaçlar ve insanları inşa etmede kullanabileceği alçı var. Bunları istedikleri yere yerleştirebiliyorlar.


Önemli olan ilk önce kentinizin bir araştırmasını yapmanız –elinizde ne olduğunu, neyin mevcut olduğunu, neyin eksik olduğunu, neyin olmasını istediğinizi görüyorsunuz… Ve bu düşünme süreci, tabandan bir kentçilik. İnsanların arzularını ifade ediyor, kentin neye sahip olması gerektiğini, kentin bunun ne kadarına ihtiyacı olduğunu, bunun nereye yerleştirileceğini, merkezde nelerin olacağını, merkezin dışında nelerin olacağını söylüyor...


? Sizce insanlar buna nasıl tepki verecek? Ne bekliyorsunuz?


I.S.İlk reflekslerinin kendi evlerinin konumunu arayıp bulmak, sonra da onu yaparak haritada doğru yere yerleştirmek olmasını bekliyorum. Ben bu birincil dürtüye karşı reaksiyon göstereceğim ve bunun aslında evini haritada konumlandırmakla ilgili değil de ne istediğinle ilgili olduğunu açıklayacağım.


Benim için bu bir meditasyon. Meditatif


bir süreç: bu kentte görmek istediğiniz nedir, bu kent nasıl işler hale gelir? Tıpkı SimCity oynuyormuşsunuz gibi.


? Bunu Sinoplular için bir meditasyon egzersizi olarak mı öneriyorsunuz?


I.S. Evet. Sanırım devrim kişinin kafasında başlıyor. Dolayısıyla onların zihninde bir düşünme süreci başlatmayı becerebilirsem, bu bana yeter.


? Sinop ile ilgili en çok hoşunuza giden beş şeyi lütfen sayabilir misiniz?


I.S.(1) Benim için en dikkate değer şey, trafik lambası konusundaki nezaket. Ne zaman yeşil yansa ve daha yaşlı veya saygın birisine rastlasanız, onlar için kırmızı yanıyor olsa bile geçmelerine izin veriyorsunuz. Bu benim açımdan en hoş şey, kültürün yasadan dahi baskın olması durumu.


(2) Ben aynı zamanda bazen arabada altı veya daha fazla kişinin bulunması durumunu da seviyorum. Bu da yine yasaya aykırı ama yasanın bir önemi yok çünkü aile planlaması modeli daha önemli. Yine büyük bir aileye sahip olma kültürü, yasaya baskın geliyor. Onlar bir aile ve aynı arabadalar, bir arabada beş oturma yeri bulunduran kapitalist geleneğe inat.


(3) Denize bayılıyorum. Sinop’un başına gelebilecek en güzel şey.


(4) İnsanlar oldukça güler yüzlü. Benim


ülkem Romanya’da rastlanan genel grilik burada hüküm sürmüyor.


(5) Buradaki insanların üzerinde küçük bir kent olmanın baskısını o kadar görmemeniz hoşuma gidiyor. Giyim ve tavır olarak bir hayli liberaller; çiftler sokaklarda sarılıyor ve el ele tutuşuyor. Ben daha muhafazakar bir toplum beklemiştim. ➢ ? Sinop’ta değiştireceğiniz beş şey ne olurdu?


I.S.(1) Beni olumsuz yönde şaşırtan ilk şey, buradaki insanların sözlerin büyüsüyle çok kolay sarhoş olması oldu. Burada gerçekleştirdiğimiz konferansta, ne zaman 20 dakikalık “yaşasın iyimserlik” minvalli konuşmalar yapılsa, herkesin gözleri parlıyordu, her şey yolundaydı ve herkes neredeyse uçuyordu. Sonra


SANA NE DİY


TÇILAR OR


Page 1  |  Page 2  |  Page 3  |  Page 4  |  Page 5  |  Page 6  |  Page 7  |  Page 8  |  Page 9  |  Page 10  |  Page 11  |  Page 12  |  Page 13  |  Page 14  |  Page 15  |  Page 16  |  Page 17  |  Page 18  |  Page 19  |  Page 20  |  Page 21  |  Page 22  |  Page 23  |  Page 24