This page contains a Flash digital edition of a book.
Bu yüzden Cebecinin hiç bir fotoğrafında başka kimseye veya ayrı bir hikayeye yer yok, sadece ve sadece Cebeci’nin kendisi var. Tek başına, kendi resimlerini çeken birinden daha yalnız hiçbir şey olamaz. Ama o yalnızlık hali oldukça değerli olabilir. Kişinin dikkatini kendinden uzaklaştıran sayısız dış etkenin bir süreliğine ortadan kalkması ile, kişi kendi varlığına odaklanır. Cebeci’nin sıcak bir Temmuz akşamı otel odasında yapa yalnızken yaşadığı tam da buydu. Bu yalnızlık anında bir an kendi ile baş başa kalan insan, varoluşçu bir merak ile kendi imgesini görmek ister. Bu durumda ayna tek başına yeterli olmaz. Çünkü ayna perspektifsizdir; daha doğrusu aynanın kendi subjektif bir perspektifi yoktur ve bu yüzden kişiyi sadece, o kişinin kendi perspektifinden gösterir. Gerçek imgesini arayan insan bu tekil perspektif ile tatmin olmaz. Bu yüzdendir ki aynadaki imgesine ikinci bir aynadan bakan kişi, kendini çok daha farklı bir açıdan görür. Bütün bunların içinde fotoğraf, perspektif farklılıkları açısından müthiş zengin bir kaynak olduğundan, insanlar bol bol kendi fotoğraflarını çekerek gerçek imgelerini arıyorlar. Cebeci de işte bu arayış


içindeyken, çektiği ve kendi sözleriyle “çok doğal” olarak nitelendirdiği otoportresinde gerçek imgesini bulduğunu düşündü. Bunu tek yapan Cebeci değil. Son teknoloji ürünü telefonların hayatımıza girişi ile artık bunu yapmak su içmek kadar olağan. Öyle ki artık bu telefonlar ile çekilmiş otoportrelerin, belli kalıpları bile oluştu. Ağız kapalı gülüşler, ağız açık gülüşler, yukarıdan ve aşağıdan bakışlar, uzaklara dalan “hiç farkında değilim” bakışları ama hepsinden güzeli ve her otoportrenin olmazsa olmazı, omuzdan fotoğrafın köşesine doğru kalınlaşan ve telefonu belli bir uzaklıkta tutmaya çalışan o rahatsız ve cefakar kollar. Ama bunların hepsi varoluşçu anksiyetemizin yol açtığı gayet insani durumlar olarak da açıklanabilir.


Cebeci’nin twitter’daki fotoğrafların çıplaklığı veya erotikliği çok önemli değil. Cebeci’nin, ifadesinde tuval ve yağlı boya yerine kendi bedenini kullanması sadece teknik bir detay. Fotoğraflara baktığımızda bizi, hayatın anlamını düşünmeye iten o element gözden kaçamayacak kadar belirgin. Cebeci’nin bunu isteyerek ve planlayarak yapmış olması, ya da tamamen


Page 1  |  Page 2  |  Page 3  |  Page 4  |  Page 5  |  Page 6  |  Page 7  |  Page 8  |  Page 9  |  Page 10  |  Page 11  |  Page 12  |  Page 13  |  Page 14  |  Page 15  |  Page 16  |  Page 17  |  Page 18  |  Page 19  |  Page 20  |  Page 21  |  Page 22  |  Page 23  |  Page 24  |  Page 25  |  Page 26  |  Page 27  |  Page 28  |  Page 29  |  Page 30  |  Page 31  |  Page 32  |  Page 33  |  Page 34  |  Page 35  |  Page 36  |  Page 37  |  Page 38  |  Page 39  |  Page 40  |  Page 41  |  Page 42  |  Page 43  |  Page 44  |  Page 45  |  Page 46  |  Page 47  |  Page 48  |  Page 49  |  Page 50  |  Page 51  |  Page 52  |  Page 53  |  Page 54  |  Page 55  |  Page 56  |  Page 57  |  Page 58  |  Page 59  |  Page 60  |  Page 61  |  Page 62  |  Page 63  |  Page 64  |  Page 65  |  Page 66  |  Page 67  |  Page 68  |  Page 69  |  Page 70  |  Page 71  |  Page 72  |  Page 73  |  Page 74  |  Page 75  |  Page 76  |  Page 77  |  Page 78  |  Page 79  |  Page 80  |  Page 81  |  Page 82  |  Page 83  |  Page 84  |  Page 85  |  Page 86  |  Page 87  |  Page 88  |  Page 89  |  Page 90  |  Page 91  |  Page 92  |  Page 93  |  Page 94