This page contains a Flash digital edition of a book.
aramışım. Hemen babamı tebrik ettim ama bu kutlamaya önem vermeden beni çok özlediğini, bir an önce yurtdışından dönmemi istediğini söyledi”.


Her önemli işadamının yaşadığı “aileye uzak olma” sendromunu Aziz Yıldırım da yaşıyordu. Özellikle kızlarının yurtdışında okuması onu fazlasıyla üzüyordu. O da bu acısını Fenerbahçe’yi başarılı kılarak hafif letiyordu.


Tüm bu başarısı hırsı onu 10 yıl sonunda Fenerbahçe’nin en büyük başkanı haline getiriyordu ki bunu kendisi değil yöneticilikteki en büyük rakibi Ali Şen söylüyordu. Gün geldi o kadar güçlü hale geldi ki Ali Şen’e bile cephe alabilen başkan haline geldi. Çünkü artık hırsıyla birlikte bütün kulübü elinde tutan ve her branşta başarıdan başarıya koşturan bir yönetici haline gelmişti.


Çok büyük yıldızları Türkiye’ye getirdi, çok önemli teknik direktörlerle çalıştı ama onu efsane başkan haline getiren kurumsallaşmaya verdiği önemdi. Hep bir sonraki seneyi düşündü. Kulübü borsaya açtı, Avrupa basınında tanınır haline getirdi, Zico-Aragones gibi marka isimlerle çalıştı. Ama en önemlisi çok önemli isimlerle anlaşmayı bilmesiydi.


Bu ülkede Koç soyadını taşıyan bir insanı asbaşkan yapabilmek herkesin harcı değildir. Aynı şekilde Mehmet Ali Aydınlar ve Murat Ülker gibi insanları kulübün ana sponsorları haline getirmek de önemli bir meziyettir. Bu sayede


kulübün mali dengesini de hep üst seviyede tuttu. En büyük rakibi UEFA Kupası’ndan sonra en ufak bir çanak- çömlek bile satmamışken o en kötü gününde bile bir yıldızın parasını Fenerium’dan elde ettiği ciroyla çıkartabiliyordu.


En büyük gücü genlerinde yer alan hırsıydı. Aynı hırsı onu Fernerbahçe’nin efsane başkanı haline getirirken, şike soruşturmasının göbeğine de oturttu. Çünkü toplumdan oluşan algıya göre başarı için yapmayacağı şey yoktu. Bunun doğru mu yanlış mı olduğuna hukuk karar verecek ama Aziz Yıldırım hüküm giyerse keskin sirke küpünü kırmış olacak.


Page 1  |  Page 2  |  Page 3  |  Page 4  |  Page 5  |  Page 6  |  Page 7  |  Page 8  |  Page 9  |  Page 10  |  Page 11  |  Page 12  |  Page 13  |  Page 14  |  Page 15  |  Page 16  |  Page 17  |  Page 18  |  Page 19  |  Page 20  |  Page 21  |  Page 22  |  Page 23  |  Page 24  |  Page 25  |  Page 26  |  Page 27  |  Page 28  |  Page 29  |  Page 30  |  Page 31  |  Page 32  |  Page 33  |  Page 34  |  Page 35  |  Page 36  |  Page 37  |  Page 38  |  Page 39  |  Page 40  |  Page 41  |  Page 42  |  Page 43  |  Page 44  |  Page 45  |  Page 46  |  Page 47  |  Page 48  |  Page 49  |  Page 50  |  Page 51  |  Page 52  |  Page 53  |  Page 54  |  Page 55  |  Page 56  |  Page 57  |  Page 58  |  Page 59  |  Page 60  |  Page 61  |  Page 62  |  Page 63  |  Page 64  |  Page 65  |  Page 66  |  Page 67  |  Page 68  |  Page 69  |  Page 70  |  Page 71  |  Page 72  |  Page 73  |  Page 74  |  Page 75  |  Page 76  |  Page 77  |  Page 78  |  Page 79  |  Page 80  |  Page 81  |  Page 82  |  Page 83  |  Page 84  |  Page 85  |  Page 86  |  Page 87  |  Page 88  |  Page 89  |  Page 90  |  Page 91  |  Page 92  |  Page 93  |  Page 94