This page contains a Flash digital edition of a book.
nedenle o toprağın suyunda pişen Aziz Başkan da kendisinden başka hükümdara, taht ortaklığına karşı çıkıyordu. Ona muhalefet eden insanlar 13 sene boyunca çok sert direnişle karşılaştılar. Yönetimlerindeki en değerli yöneticileri bile sırf kendisine muhalefet ediyorlar ya da onun ününü gölgeliyorlar diye kulüp üyeliğinden ihraç etti.


Bu hareketleri nedeniyle seveni kadar nefret edeni de çoktu. Yönetim kurullarını tam anlamıyla eli içine aldıktan sonra medyadaki en büyük temizliğini yaptı. Artık hiçbir merkez gazetede birkaç istisna dışında ona muhalefet kalmamıştı. Çünkü o büyük işlerin adamıydı ve büyük işler yapılırken ortaya çatlak ses çıkmamalıydı.


Bu büyük işleri yaparken gerçekten de muhalefetle karşılaşmadı. Fenerium’un kurulması, çok büyük yıldızların getirilmesi, stadyum kapasitesinin 52.000 kişiye çıkarılması, Samandıra tesislerinin kurulması, Kalamış’taki tesislerin elden geçirilmesi, Fenerbahçe’nin kendi tabiriyle


“Cumhuriyet” haline getirilmesi derken Fenerbahçe gerçekten de onun savcıya verdiği ifadede söylediği gibi dernek havasından kurumsal bir şirket görünümüne bürünüyordu.


Fakat tüm bunları yaparken hem sinirleri hem de sağlığı yıpranıyordu. Özellikle son hafta kaçan iki şampiyonluk onu çok üzmüştü. Üzüldükçe daha da sert hale geliyordu. Sertleştikçe muhalefeti daha da fazla ezmeye başladı. Gün geldi basın


kuruluşlarıyla birleşerek cadı avına çıktı, federasyonu en çok etkileyen yönetici haline geldi.


Yarattığı bu baskı sayesinde Aziz Yıldırım’ın hayatı hep gölgeler içinde kaldı basın nezdinde. Örneğin Başbakan’ın ailesinin bile bütün külliyatı ortadayken Aziz Yıldırım’ın Fenerbahçe dışındaki hayatıyla ilgili en önemli yayın Fenerbahçe Televizyonu’nun yayınladığı “Aziz Yıldırım’ın 10. Yılı- Bu Sevda Bitmez” belgeseliydi. Diğer basın-yayın organları bu konuda yayın yapmaktan çekiniyorlardı.


Aynı Yıldırım tüm bu hırçın kimliğine rağmen ailesine karşı çok şefkatli bir babaydı. Aynı belgesel içinde kızlarından birinin verdiği demeç çok şey anlatıyordu:


“4-3’lük Fenerbahçe-Gaziantepspor maçından sonra babam hiç kimseyle kutlama yapmadan şok halinde arabasına atlamış ve yola çıkmış. O şokla ne yaptığını kendisi de bilmiyormuş. Ben de tam o an onu


Page 1  |  Page 2  |  Page 3  |  Page 4  |  Page 5  |  Page 6  |  Page 7  |  Page 8  |  Page 9  |  Page 10  |  Page 11  |  Page 12  |  Page 13  |  Page 14  |  Page 15  |  Page 16  |  Page 17  |  Page 18  |  Page 19  |  Page 20  |  Page 21  |  Page 22  |  Page 23  |  Page 24  |  Page 25  |  Page 26  |  Page 27  |  Page 28  |  Page 29  |  Page 30  |  Page 31  |  Page 32  |  Page 33  |  Page 34  |  Page 35  |  Page 36  |  Page 37  |  Page 38  |  Page 39  |  Page 40  |  Page 41  |  Page 42  |  Page 43  |  Page 44  |  Page 45  |  Page 46  |  Page 47  |  Page 48  |  Page 49  |  Page 50  |  Page 51  |  Page 52  |  Page 53  |  Page 54  |  Page 55  |  Page 56  |  Page 57  |  Page 58  |  Page 59  |  Page 60  |  Page 61  |  Page 62  |  Page 63  |  Page 64  |  Page 65  |  Page 66  |  Page 67  |  Page 68  |  Page 69  |  Page 70  |  Page 71  |  Page 72  |  Page 73  |  Page 74  |  Page 75  |  Page 76  |  Page 77  |  Page 78  |  Page 79  |  Page 80  |  Page 81  |  Page 82  |  Page 83  |  Page 84  |  Page 85  |  Page 86  |  Page 87  |  Page 88  |  Page 89  |  Page 90  |  Page 91  |  Page 92  |  Page 93  |  Page 94