Kanunu m. 6, 7, 14, 15 – İç Hizmet Yönetmeliği m. 4–27). Amirler, anılan mevzuat
çerçevesinde askeri ihtiyaçların doğurduğu gerekler ışığında, yazılı veya sözlü emirler
verebilirler (İç Hizmet Kanunu m. 8 – İç Hizmet Yönetmeliği m. 28–34). Askeri
şahısların bu görevlendirmelerle ilgili olarak işlediği suçlarda askeri yargı görevli
olacaktır. Ancak hizmet ve görevin salt askeri mevzuatta yer alıyor olması, işlenen
suçu gerçek anlamda askeri suç haline getirmeyebilir. Gerçekleşen suç, askeri hizmet
ve görevle ilgili olarak işlenmiş olmakla birlikte, söz konusu suçun işlenmesiyle gerçek
anlamda askeri yarar ve gereklerin korunması ihlal edilmemiş olabilir. Mevzuatla
tevdi edilen hizmet ve görev doğrudan doğruya yurt savunmasının sağlanması, askeri
disiplinin tesisi, askeri yarar ve gereklerin korunması ilkeleriyle bağlantılı olmayabilir.
Bu durumda ise askeri hizmet ve görevden söz edilemez. Suç işleyenin yargılanma
merciini belirleyecek somut eylemin niteliği bir yorumla ortaya konabileceğinden
bu ölçüt de tabii hâkim ilkesine aykırıdır. Çünkü adli yargıyla askeri yargı arasındaki
görev sınırı, yoruma meydan vermeyecek şekilde açık ve net değildir.
Suç işleyen kişinin işlediği suçun hangi yargı alanına girdiğini önceden net olarak
bilmesi, tabii hâkim ilkesinin en önemli unsurudur. Bu durum nedeniyle adli
yargıyla askeri yargı arasında çözümlenmesi uzun zaman alan görev uyuşmazlıkları
77
olmakta, yıllarca Uyuşmazlık Mahkemesinden görev yeri ihtilafının çözümlenmesi
beklenmektedir. Bu konuda örnek verebileceğimiz önemli ve güncel olay, birden çok DOSYA
sanığın yargılandığı JİTEM davasıdır. Asker kişilerle sivil kişilerin birlikte işledikleri
iddia olunan “cürüm işlemek için teşekkül oluşturmak”, “bir suçu söyletmek için işkence
yapmak”, “ taammüden adam öldürmek” suçlarından dolayı 2005 yılında Diyarbakır
2. Ağır Ceza Mahkemesinde açılan davada, adli yargı mercii sanıklardan bir kısmının
asker kişi olması gerekçesiyle görevsizlik kararı vermiş ve kesinleşen kararla birlikte
dava dosyası, Diyarbakır 7. Kolordu Komutanlığı Askeri Mahkemesine gönderilmiştir.
Askeri mahkeme ise sanıkların TSK ile ilişkilerinin kesilmiş olduğu, yüklenen suçların
da askeri suç olmadığı, 353 sayılı kanunun 12. maddesi uyarınca görev yerinin adli
yargı olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı vermiştir. Böylece çift başlı yargı içinde
bir görev uyuşmazlığı çıktığından, bu uyuşmazlığın çözümü için dosya Uyuşmazlık
Mahkemesine gönderilmiştir. Uyuşmazlık Mahkemesi 02.06.2008 tarihli kararında
askeri mahkemenin gerekçesini kabul ederek asker kişilerin ilişkilerinin TSK’dan
kesilmesi ve yüklenen suçların askeri suç olmaması (askeri hizmet ve görevlerine
ilişkin olmaması) nedenleriyle adli yargının görevli olduğuna karar vermiştir. Bu
somut olayda, yargılama, sırf görev uyuşmazlığı, yani çift başlı yargının yarattığı
belirsizlikler nedeniyle dört yıl gecikmiştir. Söz konusu davada suç tarihleri 1992–
1994 yılları arasındadır. Dava 2005 yılında açıldığına göre, soruşturma aşaması on
yılı aşkın bir süre devam etmiştir. Bu gecikmede, olayda asker kişilerin bulunması
nedeniyle duyulan tereddütlerin rol oynadığı açıktır.
Page 1 |
Page 2 |
Page 3 |
Page 4 |
Page 5 |
Page 6 |
Page 7 |
Page 8 |
Page 9 |
Page 10 |
Page 11 |
Page 12 |
Page 13 |
Page 14 |
Page 15 |
Page 16 |
Page 17 |
Page 18 |
Page 19 |
Page 20 |
Page 21 |
Page 22 |
Page 23 |
Page 24 |
Page 25 |
Page 26 |
Page 27 |
Page 28 |
Page 29 |
Page 30 |
Page 31 |
Page 32 |
Page 33 |
Page 34 |
Page 35 |
Page 36 |
Page 37 |
Page 38 |
Page 39 |
Page 40 |
Page 41 |
Page 42 |
Page 43 |
Page 44 |
Page 45 |
Page 46 |
Page 47 |
Page 48 |
Page 49 |
Page 50 |
Page 51 |
Page 52 |
Page 53 |
Page 54 |
Page 55 |
Page 56 |
Page 57 |
Page 58 |
Page 59 |
Page 60 |
Page 61 |
Page 62 |
Page 63 |
Page 64 |
Page 65 |
Page 66 |
Page 67 |
Page 68 |
Page 69 |
Page 70 |
Page 71 |
Page 72 |
Page 73 |
Page 74 |
Page 75 |
Page 76 |
Page 77 |
Page 78 |
Page 79 |
Page 80 |
Page 81 |
Page 82 |
Page 83 |
Page 84 |
Page 85 |
Page 86 |
Page 87 |
Page 88 |
Page 89 |
Page 90 |
Page 91 |
Page 92 |
Page 93 |
Page 94 |
Page 95 |
Page 96 |
Page 97 |
Page 98 |
Page 99 |
Page 100 |
Page 101 |
Page 102 |
Page 103 |
Page 104 |
Page 105 |
Page 106 |
Page 107 |
Page 108 |
Page 109 |
Page 110 |
Page 111 |
Page 112 |
Page 113 |
Page 114 |
Page 115 |
Page 116 |
Page 117 |
Page 118 |
Page 119 |
Page 120 |
Page 121 |
Page 122 |
Page 123 |
Page 124 |
Page 125 |
Page 126 |
Page 127 |
Page 128 |
Page 129 |
Page 130 |
Page 131 |
Page 132 |
Page 133 |
Page 134 |
Page 135 |
Page 136 |
Page 137 |
Page 138 |
Page 139 |
Page 140 |
Page 141 |
Page 142 |
Page 143 |
Page 144 |
Page 145 |
Page 146 |
Page 147 |
Page 148 |
Page 149 |
Page 150 |
Page 151 |
Page 152 |
Page 153 |
Page 154 |
Page 155 |
Page 156 |
Page 157 |
Page 158 |
Page 159 |
Page 160 |
Page 161 |
Page 162 |
Page 163 |
Page 164