This page contains a Flash digital edition of a book.
“Hukuk devleti ilkesi” Kara Avrupalı, özellikle Alman, Fransız ve İtalyan kökenlidir.
Buna karşılık “hukukun üstünlüğü / egemenliği / önceliği) ilkesi” Anglo-Sakson
kökenlidir. Her iki ilkenin doğuş nedenleri ve sonuçları da başka başkadır.
“Hukuk devleti ilkesi”nin boy verdiği Kara Avrupa’sı ülkelerinde, “devlet merkezci” bir
yönetim vardır. Devlet her yerde hazır ve nâzırdır. Jakobendir. Bu ülkelerde hukuku
üreten temel güç devlettir. O yüzden de hukuk hep devletten yanadır; devlete sürekli
ayrıcalık tanır. Devlet kendi yarattığı hukuk yüzünden yurttaşlarıyla sürtüşme içinde
ve bu hukuku araç kılarak pek çok şeye el atmış durumdadır. Başı sıkışınca başvurduğu
kavramlardan biri sözgelimi “kamu yararı”dır. İçeriği belirsiz ve tartışmalı olan bu
kavramla hukuk, zaman zaman mistikleştirilmiş, hukuku siyasallaştırma oyununun
bir parçası olmuştur. “Kamu yararı”, “yönetimin takdir hakkı” gibi tanımlanamaz ve
sınırları çizilemez kavramlarla beslenen bir yönetim, kuşkusuz hukukta da etkisini
göstermiş, “özel hukuk” ve “kamu hukuku” ayrımı ortaya çıkmıştır, çıkmaktadır.
Buna koşut olarak “yargı birliği” ilkesinden sapılmıştır. Üç yüksek yargı organına
gerek görülmüştür: Anayasa mahkemesi, yargıtay ve danıştay. Hepsinin görev
alanları ayrıdır. Birbirlerinin alanına giremezler. Bu nedenle, yani üç parçalı bir yargı
bulunduğu ve son sözü söyleyecek tek yüksek yargı organı olmadığı için, ilk derece
69
mahkemesi yargıçları, bir yasanın anayasal kurallara, bir tüzüğün yasalara aykırı
olup olmadığına kendileri karar veremezler. Kendi görev alanlarına girmeyen bu tür DOSYA
konuları ilgili yargıya götürmek ve bekletici sorun yapmak zorundadırlar. Bu yüzden
yargılama uzamaktadır.
Toplum ve hukuk, devletin vesayetindedir ve edilgindir. Vesayetçi devletin yukarıdan
aşağıya doğru düzenlediği makro anlamda bir toplumsal sözleşme vardır: Anayasa. Amaç,
devleşen “Leviathan devleti” hukukun sınırlarında tutmaktır. Bu ne ölçüde başarılırsa,
Kant’tan, Rousseau’dan esinlenilen “hukuk devleti”ne, dolayısıyla demokrasiye de
ancak o ölçüde ulaşılabilecektir.
Bütün bunlar, Kara Avrupa’sı ülkelerinde devleti, birey zararına dokunulmaz bir
nesneye dönüştürmüştür. Savaş, bu dokunulmazlığı sarsma savaşıdır.
Demek, özünde hukuk devleti deyişi, bir yandan devleti hukukun sınırları içine çekme
amacını, hatta ülküsünü yansıtırken, öte yandan de bu ülküye henüz ulaşılamadığını
örtülü bir biçimde itiraf etmektedir.
Bu amaç, bu ülkü bugün de sürmektedir. Çünkü Jakoben devlet, başı derde gerdiğinde
hukukun bir türlü erişemediği kör, karanlık, görünmez bir kavrama başvurmaktadır:
“Hikmet-i hükümet / devlet aklı: la raison d’Etat”. Kerameti kendinden menkul bu “hikmet-i
hükümet” kavramından 06.01.1989’da Fransız Yargıtayındaki konuşmasında Başkan
Page 1  |  Page 2  |  Page 3  |  Page 4  |  Page 5  |  Page 6  |  Page 7  |  Page 8  |  Page 9  |  Page 10  |  Page 11  |  Page 12  |  Page 13  |  Page 14  |  Page 15  |  Page 16  |  Page 17  |  Page 18  |  Page 19  |  Page 20  |  Page 21  |  Page 22  |  Page 23  |  Page 24  |  Page 25  |  Page 26  |  Page 27  |  Page 28  |  Page 29  |  Page 30  |  Page 31  |  Page 32  |  Page 33  |  Page 34  |  Page 35  |  Page 36  |  Page 37  |  Page 38  |  Page 39  |  Page 40  |  Page 41  |  Page 42  |  Page 43  |  Page 44  |  Page 45  |  Page 46  |  Page 47  |  Page 48  |  Page 49  |  Page 50  |  Page 51  |  Page 52  |  Page 53  |  Page 54  |  Page 55  |  Page 56  |  Page 57  |  Page 58  |  Page 59  |  Page 60  |  Page 61  |  Page 62  |  Page 63  |  Page 64  |  Page 65  |  Page 66  |  Page 67  |  Page 68  |  Page 69  |  Page 70  |  Page 71  |  Page 72  |  Page 73  |  Page 74  |  Page 75  |  Page 76  |  Page 77  |  Page 78  |  Page 79  |  Page 80  |  Page 81  |  Page 82  |  Page 83  |  Page 84  |  Page 85  |  Page 86  |  Page 87  |  Page 88  |  Page 89  |  Page 90  |  Page 91  |  Page 92  |  Page 93  |  Page 94  |  Page 95  |  Page 96  |  Page 97  |  Page 98  |  Page 99  |  Page 100  |  Page 101  |  Page 102  |  Page 103  |  Page 104  |  Page 105  |  Page 106  |  Page 107  |  Page 108  |  Page 109  |  Page 110  |  Page 111  |  Page 112  |  Page 113  |  Page 114  |  Page 115  |  Page 116  |  Page 117  |  Page 118  |  Page 119  |  Page 120  |  Page 121  |  Page 122  |  Page 123  |  Page 124  |  Page 125  |  Page 126  |  Page 127  |  Page 128  |  Page 129  |  Page 130  |  Page 131  |  Page 132  |  Page 133  |  Page 134  |  Page 135  |  Page 136  |  Page 137  |  Page 138  |  Page 139  |  Page 140  |  Page 141  |  Page 142  |  Page 143  |  Page 144  |  Page 145  |  Page 146  |  Page 147  |  Page 148  |  Page 149  |  Page 150  |  Page 151  |  Page 152  |  Page 153  |  Page 154  |  Page 155  |  Page 156  |  Page 157  |  Page 158  |  Page 159  |  Page 160  |  Page 161  |  Page 162  |  Page 163  |  Page 164
Produced with Yudu - www.yudu.com