olunurken, öte yandan hukuk devletinin bilinen ilkeleri uygulanmıyor, mağdurların
başvurabilecekleri adli mekanizma işlemiyordu. Güneydoğu’nun hemen her yerinde,
insanlar benzer şekilde sivil görevliler tarafından alınıp götürüldükten sonra ya kayıp
oluyor veya bir süre sonra cesetleri bulunuyordu. Kayıp yakını mağdurların başvuru
yaptığı savcılıklar, “bizim kayıtlarımızda bu isimde bir gözaltında görünmüyor.”
denilerek geri çevriliyorlardı. Diğer bir ifadeyle, gözaltında kayıp gibi yaşam hakkının
ağır ihlalini oluşturan suçların sorumluları, adeta suç ve cezadan muaf kalıyorlardı.
Kişilerin en kutsal hakkı olan ve Anayasa’nın koruması altında olan yaşam hakkı, yine
bizzat kamu görevlilerince ihlal ediliyor, devletin güvencesi altında bulunan kişilerin
can güvenlikleri, devletin memurları tarafından ortadan kaldırılıyordu.
Yurttaşların artık hukukun koruması altında olmadığı, şikâyetlerinin soruşturulmadığı
bu ortamda bazı kayıp yakınları, şikâyetlerini Türkiye’nin taraf olduğu Avrupa İnsan
Hakları Mahkemesi (AİHM)’ne götürmeyi başarmışlardı. Aslında başta Diyarbakır–
İdil–Cizre–Silopi hattı olmak üzere, gözaltında kayıplar bölgenin hemen her yerinde
görülüyordu ama AİHM’in Türkiye’deki gözaltında kayıplarla ilgili ilk kararları, bugünkü
güncel tartışmalar bağlamında hayli dikkat çekicidir. Mahkeme’nin, Türkiye’deki
gözaltında kayıp olgusuyla ilgili ilk kararı, 1992 yılında Şırnak şehir girişindeki arama
55
noktasından gözaltına alındıktan sonra bir daha kendisinden haber alınamayan Mehmet
Ertak adlı kişiyle ilgilidir (Bakınız: Mahkeme’nin Ertak/Türkiye, 20764/92 ve 09 Mayıs
GÜNDEM
2000 tarihli kararı). AİHM’nin gözaltında kayıplarla ilgili diğer kararları da sırasıyla;
Silopi ilçesinde gözaltına alındığı resmi belgelerle sabit olan ama akıbeti hakkında bilgi
alınamayan Abdulvahap Timurtaş ile ilgili başvuru (Bakınız: Timurtaş/Türkiye, 25531/94
ve 13 Haziran 2000 tarihli karar) ile Şırnak’ın Cizre ilçesinde yine gözaltına alındığı
savcılık kayıtlarıyla sabit olan ancak kayıp olan Muhsin Taş’ın yakınlarının şikâyetiyle
ilgiliydi (Bakınız Taş/Türkiye, 24396/94 ve 14 Kasım 2000 tarihli kararı).
Mahkeme’nin Taş/Türkiye kararında isminden sıkça söz edilen ve gözaltında kayıp
olayının baş sorumlusu olarak sunulan görevli ise, geçtiğimiz Mart ayında Cizre’de yapılan
kazılarda bulunan kemiklerle bağlantılı olarak gözaltına alınan Kayseri İl Jandarma
Alay Komutanı Cemal Temizöz’den başkası değildi. AİHM Kararının “Olaylar” kısmının
1. paragrafında Muhsin Taş’ın bizzat Cizre İlçe Jandarma Komutanı Cemal Temizöz
tarafından gözaltına alındığı belirtilmiş, Karar metninin sonlarındaki 67. paragrafta;
kayıp Muhsin Taş’ın ölümünden bizzat devlet görevlilerinin sorumlu olduğu saptaması
yapılarak Sözleşme’ye taraf Türkiye Cumhuriyeti Hükümetinin, Taş’ın yakınlarının
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS)’nin yaşam hakkına ilişkin hükümlerini ihlal
ettiğine hükmedilmişti. Tabii bu bölgede uluslararası yargı kararlarına konu olmuş
gözaltında kayıp olayları bunlarla sınırlı değildir. 2001 yılında uzun bir süre kamuoyunu
da meşgul eden iki HADEP’li yönetici olan Serdar Tanış ve Ebubekir Deniz de önce sivil
plakalı bir aracın içindeki sivil giyimli istihbarat görevlileri tarafından alınmak istenmiş,
Page 1 |
Page 2 |
Page 3 |
Page 4 |
Page 5 |
Page 6 |
Page 7 |
Page 8 |
Page 9 |
Page 10 |
Page 11 |
Page 12 |
Page 13 |
Page 14 |
Page 15 |
Page 16 |
Page 17 |
Page 18 |
Page 19 |
Page 20 |
Page 21 |
Page 22 |
Page 23 |
Page 24 |
Page 25 |
Page 26 |
Page 27 |
Page 28 |
Page 29 |
Page 30 |
Page 31 |
Page 32 |
Page 33 |
Page 34 |
Page 35 |
Page 36 |
Page 37 |
Page 38 |
Page 39 |
Page 40 |
Page 41 |
Page 42 |
Page 43 |
Page 44 |
Page 45 |
Page 46 |
Page 47 |
Page 48 |
Page 49 |
Page 50 |
Page 51 |
Page 52 |
Page 53 |
Page 54 |
Page 55 |
Page 56 |
Page 57 |
Page 58 |
Page 59 |
Page 60 |
Page 61 |
Page 62 |
Page 63 |
Page 64 |
Page 65 |
Page 66 |
Page 67 |
Page 68 |
Page 69 |
Page 70 |
Page 71 |
Page 72 |
Page 73 |
Page 74 |
Page 75 |
Page 76 |
Page 77 |
Page 78 |
Page 79 |
Page 80 |
Page 81 |
Page 82 |
Page 83 |
Page 84 |
Page 85 |
Page 86 |
Page 87 |
Page 88 |
Page 89 |
Page 90 |
Page 91 |
Page 92 |
Page 93 |
Page 94 |
Page 95 |
Page 96 |
Page 97 |
Page 98 |
Page 99 |
Page 100 |
Page 101 |
Page 102 |
Page 103 |
Page 104 |
Page 105 |
Page 106 |
Page 107 |
Page 108 |
Page 109 |
Page 110 |
Page 111 |
Page 112 |
Page 113 |
Page 114 |
Page 115 |
Page 116 |
Page 117 |
Page 118 |
Page 119 |
Page 120 |
Page 121 |
Page 122 |
Page 123 |
Page 124 |
Page 125 |
Page 126 |
Page 127 |
Page 128 |
Page 129 |
Page 130 |
Page 131 |
Page 132 |
Page 133 |
Page 134 |
Page 135 |
Page 136 |
Page 137 |
Page 138 |
Page 139 |
Page 140 |
Page 141 |
Page 142 |
Page 143 |
Page 144 |
Page 145 |
Page 146 |
Page 147 |
Page 148 |
Page 149 |
Page 150 |
Page 151 |
Page 152 |
Page 153 |
Page 154 |
Page 155 |
Page 156 |
Page 157 |
Page 158 |
Page 159 |
Page 160 |
Page 161 |
Page 162 |
Page 163 |
Page 164