diyaIog
MAYIS-HAZİRAN 2009
kafatasları kullanılmış. Bunlar çocuklara kesinlikle kötü ve kalıcı etkisi olacak
görüntüler ama zaten istenen de bu. Kullanılan ikna malzemesi amaca uygun. Amaç,
birilerinin hep iyi, birilerinin hep kötü ilan edilmesi ve bunların belleklere kazınması.
Yani, çocukların kafalarına korku, tiksinti, acıma ve nefret karışımından oluşan kalıcı
mı kalıcı, duygusal mayınlar yerleştirmek.
Soru 4: Ya ana fikir?
Ana fikir, ilk DVD’de ağır ağır öne çıkarılmakta ve sonra sürekli yinelenmekte:
“Ermeni kötüdür”. Örneğin, “Tarihin belki de en kara sayfalarını” yazanların
Ermeniler olduğu söyleniyor. Söylenenler hiçbir şekilde zaman, koşullar ve
bağlam (örn., “şu tarihte” veya “şurada” yaşananlar, “şu grubun” yaptıkları) ile
sınırlanmadan verilmiş. Söylenenler hep bir bütüne, yani bütün Ermenilere yönelik.
Bunun hemen ardından, yine hiçbir sınır konmadan, kapsayıcı bir şekilde “Ermenistan
saldırgan, yayılmacı, tehditkâr, intikamcıdır” deniyor. Yani, “hep düşmandı” ve
“düşman kalacak”. Çıkarılması istenen sonuç; “komşuyu reddet ve ona düşman ol.”
46
Bunlar, etnik sıfatları fütursuzca kullanan milliyetçi yaklaşımın bildik göstergeleri.
Bu yaklaşım, tarihteki bütün olayları birbirine katar ve zaman, mekân, durum, hiçbir
ayrım yapmadan “Ermeni”, “Türk”, gibi kategorileri bir sabit kategori haline getirir.
GÜNDEM
Bir sabit hep iyi, diğer sabit ise hep kötüdür. Bu yolla, bir halkın bir diğer halkı “ezeli
düşman” görmesi istenir.
Soru 5: Bu ilk mi?
Birilerine zorla “acı gerçekler” içeren görüntüler izletilmesi elbette hiç yeni değil.
Örneğin, Bolu Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şubesi, liselerde “terör” konulu
seminerler düzenlemiş ve parçalanmış ceset fotoğrafları ile öğrencilere terör
yaşatmıştı (bkz. Radikal, 26.9.2002). Parçalanmış cesetler ‘ibret olması amacıyla’
gösterilmişti. Bu fotoğrafları dehşetle izleyen öğrenciler, özellikle vücudunun yarısı
parçalanmış kadının fotoğrafını görmeye dayanamamıştı.
Soru 6: Kitlesel mi?
Anlaşılacağı üzere, görüntüleri izletenler güçlü, izletilenler ise güçsüz konumdalar.
Kitlelerin güçsüz olduğu ülkelerde, bu gibi insan haklarına aykırı uygulamaların
kitlesel olması gayet kolay… Aklıma, 1997’de Burdur’da bedelli askerlik yapanlar
için düzenlenen bir düzine “seminer”, yani beyin yıkama seansları geliyor.
Bunlardan birinde bize, tandıra atıldığı söylenen bebek cesetleri ve daha nice
ceset gösterilmişti. Toplam beş bin kişiydik. Kim bilir bu oturumlar kaç kere daha
düzenlendi; daha kaç bin er bu görüntülere maruz kaldı?
Page 1 |
Page 2 |
Page 3 |
Page 4 |
Page 5 |
Page 6 |
Page 7 |
Page 8 |
Page 9 |
Page 10 |
Page 11 |
Page 12 |
Page 13 |
Page 14 |
Page 15 |
Page 16 |
Page 17 |
Page 18 |
Page 19 |
Page 20 |
Page 21 |
Page 22 |
Page 23 |
Page 24 |
Page 25 |
Page 26 |
Page 27 |
Page 28 |
Page 29 |
Page 30 |
Page 31 |
Page 32 |
Page 33 |
Page 34 |
Page 35 |
Page 36 |
Page 37 |
Page 38 |
Page 39 |
Page 40 |
Page 41 |
Page 42 |
Page 43 |
Page 44 |
Page 45 |
Page 46 |
Page 47 |
Page 48 |
Page 49 |
Page 50 |
Page 51 |
Page 52 |
Page 53 |
Page 54 |
Page 55 |
Page 56 |
Page 57 |
Page 58 |
Page 59 |
Page 60 |
Page 61 |
Page 62 |
Page 63 |
Page 64 |
Page 65 |
Page 66 |
Page 67 |
Page 68 |
Page 69 |
Page 70 |
Page 71 |
Page 72 |
Page 73 |
Page 74 |
Page 75 |
Page 76 |
Page 77 |
Page 78 |
Page 79 |
Page 80 |
Page 81 |
Page 82 |
Page 83 |
Page 84 |
Page 85 |
Page 86 |
Page 87 |
Page 88 |
Page 89 |
Page 90 |
Page 91 |
Page 92 |
Page 93 |
Page 94 |
Page 95 |
Page 96 |
Page 97 |
Page 98 |
Page 99 |
Page 100 |
Page 101 |
Page 102 |
Page 103 |
Page 104 |
Page 105 |
Page 106 |
Page 107 |
Page 108 |
Page 109 |
Page 110 |
Page 111 |
Page 112 |
Page 113 |
Page 114 |
Page 115 |
Page 116 |
Page 117 |
Page 118 |
Page 119 |
Page 120 |
Page 121 |
Page 122 |
Page 123 |
Page 124 |
Page 125 |
Page 126 |
Page 127 |
Page 128 |
Page 129 |
Page 130 |
Page 131 |
Page 132 |
Page 133 |
Page 134 |
Page 135 |
Page 136 |
Page 137 |
Page 138 |
Page 139 |
Page 140 |
Page 141 |
Page 142 |
Page 143 |
Page 144 |
Page 145 |
Page 146 |
Page 147 |
Page 148 |
Page 149 |
Page 150 |
Page 151 |
Page 152 |
Page 153 |
Page 154 |
Page 155 |
Page 156 |
Page 157 |
Page 158 |
Page 159 |
Page 160 |
Page 161 |
Page 162 |
Page 163 |
Page 164