diyaIog
MAYIS-HAZİRAN 2009
Hüsnü Öndül: Pek çok zorlukla karşı karşıya kaldılar. Gözaltı, tutuklama,
örgütlerin kapatılması ve pek çok dava… Örneğin; İHD yöneticileri hakkında 1986
yılından bu yana binin üzerinde dava açıldı. Etkinlikleri yasaklandı. Bazen terörist,
bazen bölücü nitelemelerine muhatap oldular. Medyada hedef gösterildiler. 1998
yılında İHD Genel Başkanı Akın Birdal’a yönelik saldırı, bu tür bir hedef göstermenin
sonucudur. Bugüne kadar İHD’nin 22 yöneticisi ve üyesi öldürüldü.
Levent Korkut: Şu anki durum on beş sene önceye göre daha iyi diyebiliriz.
Hüsnü Bey’in de dediği gibi 1990’larda insan hakları savunucuları ölüm tehdidiyle
karşı karşıyaydı. Dernekler ya da vakıflar o dönemde temeli olmayan yasal işlemlere
muhatap oldular. Faaliyetleri engellendi, kapatıldı. Bunlar da bir azalma var fakat tam
anlamıyla bütün sorunlar ortadan kalkmış değil. Bunları engelleyecek düzenlemelerin
yapılması gerekiyor. İnsan hakları savunucuları, günümüzde bireysel olmaktan çok
belli dernekler ve vakıflarla birlikte hareket ediyorlar ya da onların içinden çalışıyorlar.
Dolayısıyla dernek ve vakıfların özgür bir ortamda çalışmaları, insan hakları
savunucularını doğrudan ilgilendiren bir konu. İnsan hakları savunucularına yönelik
tehditler azalmakla birlikte, zaman zaman bunların yeniden boy gösterdiğini gördük.
Örneğin; 2006–2007 yıllarında insan hakları savunucularına yönelik baskılarda artışlar
42
oldu. Hrant Dink’in öldürülmesi büyük bir infial yarattı. İnsan hakları savunucuları
kendilerini güvende hissetmiyorlar. Bu tip olayların sona erdirilmesi ve kesin biçimde
kamunun bu olayların üzerine gitmesi gerekiyor. Her ne kadar 90’lardaki duruma geri
SÖYLEŞİ
dönülmüş değilse de bu da, bir tehdit alanı olarak hala varlığını koruyor, İnsan hakları
savunucularının ifade özgürlükleri de önemli. Sonuçta insan hakları savunucuları
evrensel kurallar ve ilkeler çerçevesinde temel hak ve özgürlüklerin korunmasıyla ilgili
çalışma yapan kişiler. Bu kişilerin ifade özgürlükleri kısıtlanacak olursa çalışmalarını
sürdüremeyeceklerdir. Sürdürseler de cezai birtakım yaptırımlarla karşı karşıya
kalacaklardır. Genel ifade özgürlüğü içerisinde insan hakları savunucularının ifade
özgürlüğüne özel olarak dikkat etmek gerekiyor. Onların ifade özgürlüğü bir anlamda
turnusol kâğıdı yerine geçiyor. Onların ifade özgürlüklerini kısıtlıyorsanız o ülkedeki
ifade özgürlüğünün standartları açısından soru işaretleri ortaya çıkacaktır.
Yılmaz Ensaroğlu: Peki insan hakları savunucularına yönelik bu
saldırıların ya da engellemelerin kaynağı nedir, kimdir? Bunun altında neler
yatıyor? Daha önemlisi, bu saldırılar, bu gergin ilişki yerini nasıl diyalog ortamına
bırakır?
Hüsnü Öndül: İnsan hakları savunucuları, ülkenin, hak ve özgürlüklerin
yaşam bulduğu bir sisteme sahip olmasını istiyor. Demokratik bir Türkiye istiyor.
Türkiye’nin demokratikleşmesini istemeyen güçler doğal ki, savunuculara karşı
olumsuz tutum geliştireceklerdir. Devlet kadrolarına hâkim zihniyet, insan hakları
ve özgürlüklerine saygı çerçevesine evrildikçe, açılım sağlanacaktır. Israrla, sabırla
çalışmak lazım. Diyalog için çalışma ve sabır şart.
Levent Korkut: Burada iki durumu ayırmak lazım birbirinden. Bu saldırıların
Page 1 |
Page 2 |
Page 3 |
Page 4 |
Page 5 |
Page 6 |
Page 7 |
Page 8 |
Page 9 |
Page 10 |
Page 11 |
Page 12 |
Page 13 |
Page 14 |
Page 15 |
Page 16 |
Page 17 |
Page 18 |
Page 19 |
Page 20 |
Page 21 |
Page 22 |
Page 23 |
Page 24 |
Page 25 |
Page 26 |
Page 27 |
Page 28 |
Page 29 |
Page 30 |
Page 31 |
Page 32 |
Page 33 |
Page 34 |
Page 35 |
Page 36 |
Page 37 |
Page 38 |
Page 39 |
Page 40 |
Page 41 |
Page 42 |
Page 43 |
Page 44 |
Page 45 |
Page 46 |
Page 47 |
Page 48 |
Page 49 |
Page 50 |
Page 51 |
Page 52 |
Page 53 |
Page 54 |
Page 55 |
Page 56 |
Page 57 |
Page 58 |
Page 59 |
Page 60 |
Page 61 |
Page 62 |
Page 63 |
Page 64 |
Page 65 |
Page 66 |
Page 67 |
Page 68 |
Page 69 |
Page 70 |
Page 71 |
Page 72 |
Page 73 |
Page 74 |
Page 75 |
Page 76 |
Page 77 |
Page 78 |
Page 79 |
Page 80 |
Page 81 |
Page 82 |
Page 83 |
Page 84 |
Page 85 |
Page 86 |
Page 87 |
Page 88 |
Page 89 |
Page 90 |
Page 91 |
Page 92 |
Page 93 |
Page 94 |
Page 95 |
Page 96 |
Page 97 |
Page 98 |
Page 99 |
Page 100 |
Page 101 |
Page 102 |
Page 103 |
Page 104 |
Page 105 |
Page 106 |
Page 107 |
Page 108 |
Page 109 |
Page 110 |
Page 111 |
Page 112 |
Page 113 |
Page 114 |
Page 115 |
Page 116 |
Page 117 |
Page 118 |
Page 119 |
Page 120 |
Page 121 |
Page 122 |
Page 123 |
Page 124 |
Page 125 |
Page 126 |
Page 127 |
Page 128 |
Page 129 |
Page 130 |
Page 131 |
Page 132 |
Page 133 |
Page 134 |
Page 135 |
Page 136 |
Page 137 |
Page 138 |
Page 139 |
Page 140 |
Page 141 |
Page 142 |
Page 143 |
Page 144 |
Page 145 |
Page 146 |
Page 147 |
Page 148 |
Page 149 |
Page 150 |
Page 151 |
Page 152 |
Page 153 |
Page 154 |
Page 155 |
Page 156 |
Page 157 |
Page 158 |
Page 159 |
Page 160 |
Page 161 |
Page 162 |
Page 163 |
Page 164